Mersin’i ve Türkiye’yi yönetenlere hatırlatıyorum: Arşiv unutmaz, tarih affetmez!

 

Başlarken: Biraz sonra okuyacağınız makale, daha evvel sayısız defalar kaleme almış olduğum, “Mersin’in ve Türkiye’nin denizcileşmesi” konusunda fikrî takibe devam eden yeni bir yazıdır.

***

Tarihî öneme sahip yıllar hatta günler yaşıyoruz. Millî güvenliğimizi ilgilendiren dış siyaset konularındaki gelişmeler son derece hızlı.   
Ayrıntılara girmeden, son dönemin dünya gündemini sadece başlıklar hâlinde hatırlatmak istiyorum:

• Devam etmekte olan Rusya-Ukrayna savaşının dünya ve Türkiye üzerindeki etkileri,   
• Rusya-Ukrayna savaşının ne zaman sonuçlanacağının belli olmamasının, savaşın yarattığı olumsuz etkileri artırması tehlikesi,   
• Ukrayna’nın Karadeniz’e çıkışı olan Odesa’nın Rusya tarafından işgal edilmesi ihtimali,   
 Savaş sonrası ortaya çıkacak yeni durumun özellikle Avrupa ve Türkiye üzerindeki olumsuz etkileri,   
 İngiltere’nin bu savaşı bahane ederek ve ABD’nin de icazetiyle yeni bir “sinsilik” peşinde olması. Buna göre; Polonya, Ukrayna ve İsrail ile birlikte Arap dünyasından Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve diğerlerini de katmaya çalıştığı ve Türkiye’nin de önemli bir rol oynayacağını söylediği bir Orta Doğu / Arap NATO’su kurma girişimi (bu konuda Ürdün Kralı’nın büyük bir hevesle derhal onay verdiğini de hatırlatayım),   
 Doğu Akdeniz, Ege, Karadeniz, Baltık Denizi ile Arktik, Hint ve Pasifik Okyanuslarında yaşanan güç mücadeleleri,    
• İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvuruları konusunda Türkiye’yi yönetenlerin sadece bizi değil, tüm dünyayı şaşırtan bir “tez canlılıkla” ve millî menfaatlerimize en ufak bir katkı sağlamadan Madrid’de yapılan NATO zirvesinde verdiği onay ve tek taraflı taviz,   
• Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye ve KKTC aleyhine; Yunanistan ve Batı dünyasıyla birlikte yürüttüğü düşmanca faaliyetler,    
• Ege’de Yunanistan’ın sanki adalarımızı işgal etmemiş, silahsız olması gereken adaları silahlandırmamış, hava sahamızı sürekli ihlal etmemiş ve türlü çeşitli tahriklerde bulunmamış gibi; Türkiye’ye karşı hasmane tavırlarını artırması ve maalesef ülkemizi yönetenlerin artık kimse tarafından ciddiye alınmayan üst perdeden açıklamalar yaparak konuyu geçiştirmeleri,   
• Türkiye tarafından Doğu Akdeniz’de başlatılan hidrokarbon sondajlarının sonlandırılması ve hâlâ başlatılmamış olması (hatırlayalım lütfen: Merkel Abla’nın ricasıyla araştırma gemilerimiz Antalya açıklarına çekilmişti),   
• Batı emperyalizminin sadece ticari ya da araştırma gemilerimizin değil, çok daha önemlisi, Türk Donanmasının Doğu Akdeniz’de hiçbir faaliyet göstermesini istememesi,   
• ABD ve dolaylı da olsa AB’nin dünyaya dayattığı saldırgan hegemonyaya karşı, Çin ve Rusya’nın mukabil hamleleri,   
 Çin’in hâlihazırda sürdürdüğü sakin politikasının önümüzdeki dönemde nasıl bir şekil alacağının tam kestirilememesi,    
• ABD liderliğindeki Batı emperyalizminin çözülmeye doğru gittiği artık herkesin malûmu olmuş iken, Türkiye’yi yönetenlerin hâlâ bu gerçeğin farkında değilmiş gibi davranmaları ve batı emperyalizmine aktif direnç göstermemeleri…   
Ve…   
Türkiye’nin millî güvenliğini ilgilendiren daha başka pek çok hususta, neredeyse her gün, önümüzdeki nesilleri etkileyecek olaylar yaşanıyor.

***

Tüm bunların ışığında, çok önemli bir hususu tespit etmemiz gerekiyor: Yaşanan gelişmelerin, çekişme ve savaşların odağında denizler yer almaktadır.

İşte bu sebeple denizcilik, Türkiye’nin ve Mersin’in denizcileşmeleri konularının önemini sizlere tekraren hatırlatmak istiyorum.

Amacım, bu yazı vesilesiyle 3 yıldır aralıksız olarak yazdığım konuları tekrar dikkatlere sunarak tarihe not düşmektir.

***

Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Türkiye’ye ve Mersin’i yönetenler, yaptıklarıyla/yapmadıklarıyla bizim neslimizden daha çok, sonraki nesiller tarafından değerlendirilecek ve hatta yargılanacaktır.

Bu itibarla kamu yönetimine talip olarak Türkiye’yi ve Mersin’e yönetenlere ve yöneteceklere bu kesin gerçekliği bir an bile unutmamalarını tavsiye ediyorum.

***

Türkiye’nin ve Mersin’in denizcileşmeleri konularına olan ilgim, Türk Deniz Kuvvetleri’ne alçakça kumpas kurulan günlere dayanıyor. Bu konuda 15 yıla yaklaşan bir süredir sürekli okuyor ve araştırıyorum.

18 Kasım 2021 tarihinde Heybeliada’da kurduğumuz ve Mütevelli Heyet içerisinde yer almaktan büyük bir onur ve mutluluk duyduğum Hamit Naci Mavi Vatan Vakfı ile bu çalışmalarım yeni bir ivme kazanmıştır ve artarak devam etmektedir.

***

Değişmez kanaatim bellidir: 21. yüzyılda Türkiye’nin geleceği denizlerdedir. Bizlerin sonraki nesillere olan en büyük görevimiz, Türkiye’nin denizcileşmesini sağlamaktır.

Esasında, tarihin gelmiş geçmiş en büyük ihaneti olan kumpas davalarında asıl olarak, Türkiye’nin denizcileşmesinin ve Deniz Kuvvetleri’nin güçlenmesinin önüne geçmek, Türk Donanmasını tarumar etmek, Karadeniz’e, Ege’ye ve özellikle Doğu Akdeniz’e bile çıkamaz hâle getirmek hedeflenmiştir.

Gerçek bu kadar açık bir şekilde orta yerde dururken, emperyalizmin bu hesaplarını boşa çıkarmak için Türkiye’yi ve sahil şehirlerimizi yöneten belediyelerin yapması gereken çalışmalar vardır.

Bu bağlamda, toplumda denizcileşme farkındalığı yaratılması ve bu bilincin verilmesi çalışmaları öncelikli olarak yapılmalıdır. Kaybedecek tek bir saniye yoktur!

***

Türkiye’yi yöneten hükümetlerin ve denize kıyısı olan şehirlerin belediye yönetimlerinin bu gerçeği iyice idrak ederek buna göre politikalar oluşturmaları hayati önemdedir.

Hükümet, en yüksek seviyedeki millî güvenliğimizi ilgilendiren politikaları oluştururken Mersin, İstanbul, İzmir, Antalya gibi deniz şehirlerimizin belediye yönetimleri de muhakkak surette Denizcilik Daire Başkanlığı kurarak bu büyük denizcileşme hedefine katkıda bulunmalıdır.

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi olarak bu konuda yazılar yazmaya, konunun önemini anlatmaya gayret etmenin yanı sıra, büyükşehir meclisinde de konuşmalar yaparak konuyu belediye yönetiminin, meclis üyelerinin ve Mersinlilerin dikkatine sunmaya çalıştım, çalışıyorum.

Denizcilik hususunda dünyada yaşanan son gelişmeleri de izah ederek yaptığım son konuşmamda, denizcileşmenin önemini ve Denizcilik Daire Başkanlığı kurmanın gerekliliğini, tekraren Mersin kamuoyunun dikkatine sundum. 
(Bu konuşmam, büyükşehir belediyesinin zabıtalarına geçmiştir. Fakat ben bununla yetinmeyerek, 8 Şubat 2022 tarihinde blogumda yayımladığım “Artık Geleceği Görelim: Denizcilik Daire Başkanlığı” isimli yazımla da arşive emanet ettim.)

***

Hükümetin acil olarak yapmasını önerdiğim çalışmaları bir defa daha dikkatlere sunuyorum:

 Denizcilik Bakanlığı kurulması,   
• Denizci bir Genelkurmay Başkanı tayin edilmesi, eğer kısa vadede bu yapılamıyorsa Genelkurmay II. Başkanlığı görevinin bir Oramirale verilmesi,  
• Şu anda sadece 2 olan Oramiral kadrosunun 4’e çıkarılması,    
• Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde derhal bir deniz üssü kurulması,   
• Hazineden millî deniz harp sanayisine aktarılan payın artırılması,   
• Mersin Garnizonu’nun Tuğamiral olan komuta seviyesinin, iki yıldıza yani Tümamiralliğe çıkarılması.

***

Mersin’i yönetenlerin yapması gereken çalışmalar hususundaki önerilerimi daha önce defaatle açıklamıştım. Bir defa daha bildiriyorum.  
(Bu çalışmaların ne olabileceğini yine Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaptığım bir konuşmada ayrıntılı olarak anlatmış ve 18 Ağustos 2020 tarihli “Mersin’i Yönetenlere Açık Mektup” isimli yazımla kamuoyuna da aktarmıştım.) 

Mersin’de denizciliğin gelişmesi, denizcilik farkındalığının yaratılması, artırılması ve denizcileşmenin yerleşmesi için konunun uzmanlarından da görüş alınarak bu konuda Mersin’e ve Türkiye’ye muazzam katkılarda bulunmak mümkündür.

Mersin’de denizcileşme konularında yapılacak çalışmaların lokomotifi büyükşehir belediyesi olmalıdır. Belediye, yapacağı çalışmalarda gereken durumlarda Mersin Valiliği ile eşgüdüm sağlamalıdır.

Mersin Büyükşehir Belediyesi bu konudaki çalışmalara, müteaddit defalar gündeme getirdiğim üzere, Denizcilik Daire Başkanlığı kurarak başlamalıdır.

Büyükşehir yönetiminin bu dairenin kurulması hususundaki mantıklı ve ısrarlı önerilere direnerek bu daireyi kurmaması, konuyu takip edenler açısından anlaşılamaz bir muammadır. 
Bu konu neden sürekli ihmal ediliyor, mantık çerçevesinde anlamak mümkün değildir!

Denizcilik Daire Başkanlığı muhakkak kurulmalıdır. Artık bu bir tartışma konusu değil, bir zorunluluktur!

Bu dairenin kurulmasıyla birlikte, Mersin Valiliği’nin de vereceği destekle evvela Mersin’in ve daha sonra da Türkiye’nin denizcileşmesine paha biçilmez derecede katkı sağlayacak çalışmalar yapılacağı şüphesizdir.
Konu, millî bir görevdir. Daha fazla geciktirmek doğru değildir!

***

Mersin’i yönetenlere bir defa daha sesleniyorum: Denizcileşme, Türkiye’nin ve Mersin’in geleceğidir. 

Bu geleceğe gözleri kapatmak ve bu konuda hiçbir şey yapmamak bugün için geçiştirilse bile, sonraki nesiller bunu asla affetmeyecektir.

Bütün iyi niyetimle, Türkiye’nin ve Mersin’in yüksek menfaatleri için tekrar uyarıyorum: Mersin’in denizcileşmesi konusunda yaptığınız/yapmadığınız her şey Mersin’in tarihine geçmektedir. Mutlu olur musunuz bilemem ama bu konuda yapmadıklarınızla tarihe geçtiniz bile!

Mersin halkının bu konuyu unuttuğunu düşünüyorsanız, size “güzel” bir haberim var: Doğruları gösteren bu yazılarım sonsuza kadar arşivde kalacaktır.  
Unutmayınız: Arşiv unutmaz, tarihse asla affetmez!

***

Konuya ilgi duyan değerli okur dostlarım, www.mehmetsemihnane.com adlı blogumda yayımladığım aşağıdaki yazılarımı okuyabilir.

14 Eylül 2019 / Denizci Mersin, Mersin’in Denizcileşmesi 
20 Eylül 2019 / Doğu Akdeniz’deki Gelişmeler ve Mersin 
5 Aralık 2019 / Doğu Akdeniz’de Çok Önemli ve Değerli Bir Hamle 
28 Ocak 2020 / Doğu Akdeniz: Şimdi Değilse Ne Zaman 
13 Şubat 2020 / Taşucu Tersanesi
15 Şubat 2020 / Mersin Denizcileşmelidir
8 Ağustos 2020 / Denizci Genelkurmay Başkanı 
18 Ağustos 2020 / Mersin’i Yönetenlere Açık Mektup 
27 Ağustos 2020 / Yunan’ın Derdi Ne? 
1 Eylül 2020 / Genelkurmay’da Bir Denizci     
3 Eylül 2020 / 12 Mil Öyle mi? 
8 Eylül 2020 / Denizcilik Bakanlığı 
8 Ekim 2020 / Türkiye’nin Doğu Akdeniz Politikası   
17 Kasım 2020 / Bir kitap: “Doğu Akdeniz / Mavi Vatan’ın Güney Cephesi”   
17 Aralık 2020 / Deniz; Yine Deniz, Hep Deniz… 
14 Ocak 2021 / Mavi Vatan ve Yunan’ın 200 senelik Akılsız İhtirası 
19 Ocak 2021 / Aşk Olsun Amirallerim Size Aşk Olsun… 
23 Ocak 2021 / Millî Fırkateynimiz Hayırlı Olsun    
28 Ocak 2021 / Mersin Garnizonu “2 Yıldız” Olmalıdır  
11 Mayıs 2021 / Denizciliğe ve Denizcilere Olan Yakınlığım  
11 Ekim 2021 / Doğu Akdeniz’de Nereye Savruluyoruz? 
21 Ekim 2021 / Dışişleri Bakanlığı Allah Aşkına Bir Ses Ver! 
20 Kasım 2021 / Hamit Naci Mavi Vatan Vakfı ile Mavi Vatan Emin Ellerde 
10 Aralık 2021 / Amirallerin Suçu 
30 Aralık 2021 / TCG Anadolu 
9 Şubat 2022 / Artık Geleceği Görelim: Denizcilik Daire Başkanlığı 
15 Şubat 2022 / Hamit Naci Bey’in Verdiği İlhamla Mersin’e Büyük Bir Hizmet 
26 Haziran 2022 / İftihar Kaynağımız MİLGEM’in Doğuş Öyküsü

 

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 15 Temmuz 2022

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right