Tarık Akan’sız 6 yıl…



Tam altı yıldır güzelim sonbaharın, güzelim Eylül ayı benim için çok büyük bir acıyı ifade ediyor. Altı sene evvel bugün, gelmiş geçmiş tüm sinema oyuncuları ve hatta tüm sanatçılar arasında açık ara en çok sevdiğim kişi olan Tarık Akan, beni ve milyonları derin kederlere boğarak aramızdan ayrıldı.

Tarık Akan, arkadaşlarının ısrarı ile girmiş olduğu ”Ses” dergisinin “sinema artisti“ yarışmasında birinci seçildikten sonra sinemaya adımını atmıştır. Sinemaya girişi yakışıklılığı sayesinde olmuştur ama görülmüştür ki Tarık Akan, çok yetenekli  bir aktördür.

Kişisel görüşüm, Tarık Akan’ın Türk sinemasının en büyük oyuncusu ve efsanesi olduğudur.

Türk sinemasında çığır açan ve büyük başarı sağlayan “Maden”, “Sürü”, “Yol” gibi mükemmel filmlerde unutulmaz oyunculuklar sergilemiştir. Daha sonra da topluma mesajı olan pek çok başarılı filmde baş rol oynamıştır.

Bu efsane sanatçı, 1971-76 yılları arasında salon-romantik komedi tarzı filmlerde yer aldıktan sonra, siyasi görüşünün ve o dönemki ortamın da etkisi ile 1976’dan itibaren bir daha böyle filmlerde rol almamıştır. 
Toplumsal içeriği ve mesajı olan filmlerde büyük ama çok büyük başarılar kazanmıştır. 
Fakat ben onu daima salon filmlerindeki hâliyle hatırlıyor ve seviyorum. Bunda sanırım 70’li yıllarda geçen çocukluğumda bu filmleri büyük bir hayranlıkla seyretmemin etkisi var.

Son bir haftadır aralıksız olarak onun filmlerini seyrediyorum. İnternetten röportajlarını izliyorum. Verdiği bu röportajları lütfen izleyiniz. O tarza, zarafete, ağır başlılığa, nezakete, tevazua, hoş sohbete, kaliteye, seviyeye hayranlıktan da öte duygular hissedeceğinize eminim.

Böyle özel insanların erken ve zamansız gidişlerine o kadar çok üzülüyor, kahrediyor, kederleniyorum ki…

Tarık Akan’ı çok ama çok özlüyorum…

***

Aşağıda okuyacağınız yazıyı 29 Mayıs 2020’de yazmıştım. Tarık Akan’ı büyük özlemler ve sevgilerle anarak tekrar yayımlıyorum.

*** 

Tarık Akan

Çamlıbel’de, askerî lojmanların karşısındaki evde oturduğumuza göre yaşım 7, en fazla 8 olmalı. O yaşlarım Tarık Akan’a karşı beslediğim büyük sevginin ve hayranlığın da başladığı yaşlar olma özelliğine sahip. 
Öyle böyle değil, sanki öz abim gibi benimsemiştim Tarık Akan’ı. Ve de öyle severdim o çocuk masumluğumla.

Yanılmıyorsam Tarık Akan’ın ilk filminin tarihi 1971’dir. Seyrettiğim ilk filmi hangisidir hatırlamıyorum ama onu ‘beyaz perdede‘ ilk olarak 1973 ya da 1974 yıllarının birinde görmüş olmalıyım. 
Sinema sayesinde Tarık Akan’la tanıştıktan sonra ona olan sevgi ve hayranlığım bugüne kadar hiç eksilmeden devam etti.

Çocuk aklımla o zamanlar ‘salon filmi’ denilen filmelere bayılırdım. Tarık Akan işte bu tür filmlerle sadece benim çocuk kalbime değil, her yaştan milyonların kalbine girerek sevdirmişti kendini.

O; güzel gülen, güzel bakan, güzel âşık olan, güzel ağlayan, yaptığı her şeyi güzel yapan, güzel adam inanılmaz kısa bir sürede tüm memleketin sevgilisi oluvermişti.

Filmleri o kadar içten, o kadar masumdu ki sadece ona değil filmdeki tüm oyunculara bağlanıverirdiniz. 70’li yılların bu filmleri hayatımızı ne kadar zenginleştirmiş meğerse. O harika dönem sona erince fark ettik.

***

Bu salon filmlerinde kimler yoktu ki...

Bu tür filmlerin birbirine en yakışan oyuncu çifti ise elbette ki Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu’ydu. Birçok aktrisle salon filmlerinde başrolü paylaşmış olsa da en unutulmayanı, en sevimli bulunanı ve birbirlerine en yakışanları bu ikiliydi. 
Bubikoğlu’nun güzelliği, sevimliliği, mağrur tavrı, bakışları nasıl unutulabilir...

Salon filmleri devam ederken Rıfat Ilgaz’ın harika romanı “Hababam Sınıfı”, hayatımıza sinema filmi olarak da girdi. Hem de ne giriş. Daha sonra seri olarak çekilen bu filmler Türk sinema tarihinde müthiş izler bıraktı ve unutulmazlar arasında yer aldı. 
Sadece o nesil değil, ondan sonra gelen nesiller de Damat Ferit’i, İnek Şaban’ı, Güdük Necmi’yi, Tulum Hayri’yi, Hayta İsmail’i, Domdom Ali’yi, Kel Mahmut’u, Hafize Ana’yı, Badi Ekrem’i tanıdı, çok sevdi ve hiç unutmadı.

Yine aynı yıllarda başrolünde Tarık Akan, Adile Naşit ve Münir Özkul’un olduğu, Şener Şen’in muazzam lezzet kattığı, Halit Akçatepe’nin sempatik roller oynadığı romantik komedi filmlerinde de harikalar yarattı Tarık Akan. Bu filmlerde hafif melodram tadı da vardı. Bu yönüyle de Türk seyircisini kalbinden yakaladı. 

Bu filmlerin yaratıcısı, büyük yönetmen Ertem Eğilmez’i bize o yıllarda yaşattığı mutluluk için sevgiyle anıyorum.

Özellikle 80’li yıllardan sonra toplumsal yönü ağır basan filmlerde rol almaya başladı Tarık Akan. İstese yakışıklı jön olarak daha hafif filmlerde çok çok uzun yıllar oynayarak büyük paralar kazanabilirdi. Fakat o, hissettiği toplumsal sorumluluk gereği bu tür mesajı olan filmlere yöneldi. 
Oyunculuğu kusursuzdu; o filmlerde de büyük başarılar kazandı. Özellikle “Yol” filmi yurt dışında (Cannes) ses ve ödül getirdi.

***

Tarık Akan daha sonraki yıllarda sinemadan biraz uzaklaştı ve kendini eğitim işine adadı.“Taş Mektep” isminde bir okulu aslına uygun olarak yeniden eğitim-öğretime açtı. Bu okul, 1991 yılından itibaren pırıl pırıl çocuklar yetiştiriyor.

Tarık Akan, büyük bir sinema oyuncusu olmasının yanında derinliği olan bir entelektüeldi. 12 Eylül 1980 darbesinde yaşadıklarını ve göz altına alınmasını “Anne Kafamda Bit Var”isimli bir kitapta yazarak okura sundu.

Dünya görüşlerimiz de tam manasıyla uyuşuyordu Tarık Akan’la. Gerçek bir Cumhuriyetçi ve Atatürkçü’ydü. Toplumla, halkla bağlarını hiç koparmadı. Ülkesi için sürekli kafa yordu ve üretti.

***

Ne yazık ki bu çok değerli sanatçı, bu duyarlı insan genç sayılabilecek bir yaşta henüz 67 yaşındayken bizlere veda etti. 
Bu çok sevdiğim güzel yürekli adamla tanışma imkânı yaratabilirdim. Nedense bunu ihmal ettim. Oysa İstanbul’da ortak bir yazar arkadaşımız da vardı. Harika bir dostluğumuz olabilirdi. Buna eminim. Bunu hep böyle hissettim.

Son aylarında Tarık Akan’ın çok hasta olduğunu ve kısa zamanda aramızdan ayrılacağını biliyordum. Yine de kendimi tam hazırlayamamışım anlaşılan.
Güzel bir Eylül gününde ölüm haberi geldiğinde çok sarsıldım. 
Aralıksız olarak bir hafta boyunca her akşam filmlerini seyrederek ve kâh ağlayarak, kâh gülümseyerek uğurladım onu. 
İşte ben, sevgili Tarık Abi’me böyle veda ettim…

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 15 Eylül 2022

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right