Yunanistan dostluktan da iyilikten de anlamaz!

 

Amiral Mustafa Özbey’den, “Küstah Yunan’ın hak ettiği cevap” isimli yazımla ilgili görüş ve yorumlarını ileten bir mesaj aldım. 
Kıymetli büyüğümün tamamına katıldığım görüşleri bu yazıyı yazmama vesile oldu.

***

Amiral Özbey, İstiklâl Harbi’nin zaferle sonuçlanmasından sonra Yunanistan’a tazminat davası açılmamasını ve soykırım süreçlerinin başlatılmamasını “Kurtuluş Savaşı sonrasında hatalı bulduğu nadir kararlardan biri olduğunu” söylüyor. Ve bunun sebebinin de “Yunanistan’la dost kalınacağı varsayımı” olduğunu ilave ediyor. 
Kendisiyle tamamıyla hemfikirim.

Eşsiz insan ve devlet adamı Atatürk, barış ve dostluk yanlısı tutumuyla, ileriye yönelik olarak Yunanistan’la iyi ilişkiler tesis edilmesinin Türkiye’nin yararına olacağını düşünüyordu.

Nitekim, İtalya ve Almanya’da yayılmacı emeller taşıyan faşistlerin iktidarı ele geçirmelerinden sonra bu yaklaşımın doğruluğu ortaya çıktı. 
Türkiye, 1934’te Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya ile birlikte Balkan Paktı’nı kurdu. Böylelikle Balkan ülkelerinden ve bu ülkeler üzerinden gelebilecek bir tehlikeye karşı önlem aldı.

Türkiye’nin ve Atatürk’ün dostluk yaklaşımı meyvesini vermişti. Fakat hesap edilemeyen bir husus vardı: Karşımızda bu dostluğa lâyık olmayan bir ülke vardı!

Yine bu dostluk ortamında, 1936 yılında Yunanistan karasularını tek taraflı olarak 6 mile çıkardığını ilan etti. Türkiye maalesef buna itiraz etmedi.

***

İtalya, II. Dünya Harbi’nde Mussolini’nin hesapsız ihtirasları sebebiyle olmayacak maceralara girdi. Oysa yeteneksiz generallerin çoğunlukta olduğu, askerî ve savaşçı değeri zayıf bir orduya sahipti. İşte bu orduyla Yunanistan’ı işgale yeltendi ve hezimete uğradı.  
İtalya’yı ve kof diktatör Mussolini’yi Alman diktatörü Hitler kurtardı ve Yunanistan’ı işgal etti. 
Alman işgali sırasında Yunan halkı büyük eziyetler yaşadı ve açlık çekti. 
Yetmez gibi, 1946’da başlayan iç savaş, açlığı çok daha beter hâle getirdi. 

İşte, kendisi de harp sırasında halkına ancak karneyle yiyecek verebilen dost Türkiye yine sahneye çıktı ve Yunanistan’a gemiler dolusu yiyecek yardımı yaptı.

Yunanistan, iç savaş belasını defettikten hemen sonra, 1950’li yıllardan itibaren, Türkiye’nin kesintisiz olarak 30 yıldır gösterdiği dostluğa teşekkür etmeye başladı: 
Kıbrıs’ta Enosis’i uygulamaya koydu ve Türk katliamının yolunu açtı!

(Kıbrıs’ta Yunan destekli Rumların 20 Temmuz 1974 kutlu tarihine kadar yaptıkları soykırıma varan katliam, vahşet ve mezalim herkesin malûmu.)

***

Kenan Evren denilen cunta başının, 12 Eylül faşist ve gerici darbesinden sonra Amerikalıların verdiği değersiz söze kanarak Yunanistan’ın NATO’nun askerî kanadına dönmesini onaylaması, belki dostluk olarak da tanımlanabilir ama Türkçe'de bunu adlandıracak pek güzel sıfatlar mevcuttur!

***

Yunanistan, kurulduğu 200 senedir Türkiye ve Türk düşmanlığı yapıyor. Bu düşmanlık son 70 yıldır ise aralıksız olarak sürdürülüyor. Türk’lere düşmanlık, sözü geçen ülke için artık bir fikri sabit hâlinde! 
Bu durum nesilden nesile aktarılan genetik bir travmaya dönüşmüş durumda. Yunanistan için, Türk kompleksi ve Türkiye aleyhine yayılmacılık emeli olan Megali İdea tedavi kabul etmez bir hastalık konumunda!

Uluslararası camiada Türkiye’ye karşı yaptıkları açık düşmanlıklar yetmez gibi, Türkiye aleyhine hasmane ve şer olan ne varsa saniye geciktirmeden en büyük desteği vermektedirler.

Son yıllarda, Özbey Amiralimin de çok isabetle işaret ettiği gibi, başımıza bir de “Pontus soykırımı zırvasını” çıkardıkları da hatırlarda tutulmalıdır.

***

Yunanistan, 200 senedir kendini Türk düşmanlığından kurtaramadı. Türkiye’nin attığı dostluk adımları bu ülkeye “bol” geldi. İstisnasız tüm siyasetçilerinde ve maalesef toplumun bir bölümünde de yer etmiş olan Türk düşmanlığıyla hareket ediyorlar. Yunan halkı da siyasilerini bu konuda yola getirmedi, belki de getirmek istemedi.

(Sakın ola bir vakitler İsmail Cem’le Amerikan yanlısı Yorgo Papandreu’nun sirtaki oynamalarına aldanmayınız!)

Bu sebepler ve gerekçeler ışığında, Yunan’ın dostluktan anlamadığını söylüyorum. Artık dostluk boş söyleminden vazgeçmemizin zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir. Çünkü dostluk tek taraflı olmaz. Dostluk tesisi için muhatabın da aynı yaklaşım içinde olması gerekir.

Artık dostluk talebi ve somut adımlar Yunanistan’dan gelmelidir. Biz, millî menfaatlerimizin gerektirdiklerini yapmalı ve Türkiye kompleksinden kıvranan bu ülkeye karşı özellikle diplomatik kanalları çok etkili olarak kullanmalıyız.

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 19 Eylül 2022

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Mert Özge 19 Eylül 2022

Şunu da eklemek gerekir: 1821‐1829 yılları arasında Mora Yarımadası'nda binlerce Türk, bağımsızlık isteyen Yunanlar tarafından kıyıma uğratıldı. Ayrıca Batı Trakya'daki soydaşlarımızın Lozan'da kazandığı hakları Yunanistan tarafından gasp edilmektedir. Yunan'ın tek derdi; Pan‐Helenist siyasetinin önünde engel olarak gördükleri Türkleri yok edip Büyük Helen İmparatorluğu'nun kurulmasıdır. Her Yunan siyasetçi, "Büyük İskender" olup siyaseten kazanç sağlamak ister. O Büyük İskender ki sınırlarını Hindistan'a dek genişletmişti. Yunanlar gerçekten dostluğumuzu hak ediyorlarsa Yunan siyaset bezirgânlarının peşlerine takılmayıp hak ettiklerini göstermeliler! Yok eğer hak ettiklerini göstermek yerine hâlâ düşmanca tutum sergiliyorlarsa Türk ulusu ve Türkiye Cumhuriyeti gereken yanıtı vermelidirler! Türk ulusunun dostluk yanlısı olmakla birlikte hiç kimsenin şamar oğlanı olmadığı dünyaya bir kez daha göstermelidir. Tıpkı Atamızın Yunan'ı denize döktüğü gibi!

Mehmet S. Nane 19 Eylül 2022

Mert, yazdıklarına virgülüne kadar katılıyorum. Çok doğru saptama ve hatırlatmalar yapmışsın. Çok teşekkürler.

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right