Etkileyici bir kitap



Başlarken: Ebedi ve yegâne liderim Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa ulaşmasının 84. yıldönümünde her an artan derin bir sevgi, saygı ve özlemle anıyorum.

***

Geçtiğimiz pazar günü çok beğendiğim ve etkilendiğim bir roman okudum. Eser, Alman yazar Jens Rehn’e ait ve adı “Görünürde Hiçbir Şey Yok.” 
Eserde 1943 yılında II. Dünya Harbi devam ederken bir Alman ve bir Amerikalı askerin Atlantik okyanusunun ortasında bir botta verdikleri hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.

***

Roman, iki düşman ülkenin bu iki askerinin bu botta nasıl, ne şekilde buluştuklarına ve olayın öncesiyle ilgilenmiyor. Sadece ilerleyen sayfalarda bununla ilgili çok kısa bir değinme var. 
Eser, zor durumdaki bu iki askerin bottaki diyaloglarıyla başlıyor ve hayata tutunma çabalarını anlatıyor. Ayrıca kendi iç seslerini dinlemelerini, geçmişlerini anmalarını ve nihayetinde düşle uyanıklık arasında geçen zamanlardaki karmaşık zihinlerini de çarpıcı bir biçimde aktarıyor.

Düşman ülkelerin bu iki askeri, kısılıp kaldıkları ve ölüme çok yakın oldukları iki buçuk metreye bir buçuk metre ebatındaki o küçücük alanda sadece kısıtlı yiyeceklerini değil, duygu ve düşüncelerini de paylaşıyor.  
Çaresizliğin ve kader ortaklığının yarattığı böyle bir ortamda tuhaf gibi görülebilecek fakat gerçekte çok sahici bir iletişim alışverişinde bulunuyorlar. 
Roman, bu minvalde ilerliyor ve okuyucuyu her yeni sayfada kavrayarak akıyor.

***

Kitabın yazarın tanıtıldığı ilk sayfasında, verdiği tüm eserlerle ilgili genel bir tanımlama da yapılmış. Aşağıdaki sözler bu roman için de geçerli ve eser hakkında okuyucuya net bir fikir veriyor:  
“(…) Rehn eserlerinde uç noktalara sürüklenmiş, ölümle burun buruna, umutsuz ve beklentisiz insanları çok aza indirgenmiş bir olay örgüsü ve daha çok imgesel bir dünyanın içinde, duygusallığa ya da coşkuya kapılmaksızın anlatır…”

Hakikaten de bu romanın kahramanları olan “Öteki” ve “Kopuk kol” ölümle burun buruna. Kurtarılacaklarına dair bir umut ya da beklenti içinde görünseler de bilinç altlarındaki umutsuzluk ve beklentisizlik hemen göze çarpıyor. Yaşanan olaylar yok denecek kadar az ve bu nedenle olay örgüsünden söz edebilmek pek mümkün değil. 
Ayrıca yazarın olayları ve iç sesleri hiçbir duygusallığa ve coşkuya kapılmadan anlatacağı daha ilk sayfadan kendini belli ediyor.

***

Siegfried Lenz eser hakkında şunları söylüyor:   
“Bu kısa roman geride bırakılan savaşın en önemli epik belgelerinden biri. Korlaşmış, sertleşmiş, acımasız bir kesinlikle, sanki bir hançerle yazılmış gibi.”

Bu harika tanımlamaya bütünüyle katılıyorum.

***

Sadece 116 sayfalık bu romanı okumanızı kuvvetle tavsiye ediyorum. Beğenmekle kalmayıp etkileneceğiniz düşüncesindeyim.

***

Tarih severlere not: Hitler’le ilgili geçen hafta yayımladığım yazı, çok uzun olmasına rağmen yoğun bir ilgiyle karşılandı. Bu nedenle tarih yazılarına devam etmek istiyorum. 
Yeni bir yazı dizisi üzerinde çalışıyorum. Millî Mücadele’de Türk kadınını anlatan bu diziye önümüzdeki günlerden itibaren başlamayı planlıyorum. İstiklâl Harbi’mizin pek bilinmeyen bu kahramanlarının hayat hikâyelerini ilgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum. 
(Türkiye ve Mersin’in gündemi ile ilgili önemli bir konu çıkarsa diziye ara verir, sonra yine devam ederiz.)

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 9 Kasım 2022

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right