Millî Mücadelede Türk Kadını (2)  (Gördesli) Makbule Hanım



Makbule Hanım, 1902 yılında Manisa'nın Gördes ilçesinde dünyaya geldi. O dönemde Gördes’de kadın erkek farkı olmadan herkes at biner, silah kullanmayı bilirdi.

Henüz 12 yaşında babasını kaybetmiş olan Makbule de bu şekilde yetiştirilmişti. Babasından sonra ağabeylerinin koruması altında büyüdü.

Ustrumcalı Halil Efe bir düğünde o sırada 18 yaşında olan Makbule’yi görerek âşık oldu. Makbule de Efe’ye karşı kayıtsız kalmaz.

Makbule’yi istemeye gittiklerinde ağabeyleri başlangıçta kardeşlerini bu delişmen Efe’ye vermek istemediler. Düşünmek bahanesiyle konuyu ertelediler.

Halil ikinci defa istediğinde açık açık “Çeteciye kız vermeyeceklerini” söylediler. Efe’nin bu cevabı kabul etmeye niyeti yoktu. Araya büyükler girdi ve eğer kızı vermezlerse birkaç gün içinde kaçıracaklarını, en münasibinin evlenmelerine razı gelmek olduğunu söylediler.

Ağabeyleri de nihayet makûl olanın bu olduğuna kanaat getirerek evliliğe onay verir ve 1920 yılı Eylül sonunda düğünlerini yaptılar.

***

Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey, Halil Efe’ye ihtiyacı olduğunu söyleyerek onu Milllî Mücadele’ye katılması için çağırdı. Bunu öğrenen Makbule de İbrahim Ethem Bey’den izin alarak eşine katıldı.

Makbule, on sekizinci yaşını sürerken ve daha iki aylık evliyken eşi ile birlikte Millî Mücadele’ye katılarak dağa çıktı.

Gördesli Makbule artık tam bir çetecidir. Kıyafetinden silahlarına ve hatta hançerine kadar kendini bir erkek savaşçıdan farksız olarak donattı.

Müfreze Kumandanı İbrahim Ethem Bey, Makbule’yi şöyle tasvir ediyordu:

“Kendisi siyah bir pantolon, ceket ve uzun bir manto giyer, ayağında daima çizme ve başında da siyah başlık ve daima örtülü olup yalnız gözleri meydanda bulunurdu. Kısa bir Japon filintası taşır ve düşmandan elde edilmiş güzel bir doru ata biner ve daima müfrezenin artçısı olarak kalırdı”. 

***

Bu arada Halil Efe gözünden sakındığı karısının başına bir şey gelmesin diye evlerine dönmesini istiyordu ama tüm ısrarlarına rağmen Makbule’yi ikna edemiyordu.

Makbule, çetenin katlandığı açlığa, susuzluğa, yatacak doğru bir yer olmaması gibi tüm zor şartlara katlanıyordu.

Efelerden müteşekkil müfrezelerle Gördes, Simav, Demirci, Sındırgı ve Bigadiç dağlarında sürekli dolaşan Makbule Hanım’a artık Makbule Efe denilmeye başlandı.

En önemli özelliği hiçbir çatışmadan kaçmaması, en umutsuz durumlarda bile müfrezeyi cesaretlendirmesiydi.

Vaktiyle babasının öğrettiği binicilik ve silah kullanmayı bilmesi çok işine yaradı. Attığını vuran iyi bir nişancıydı.

İbrahim Ethem Bey, ata böylesine iyi binen Makbule’ye Yunan’la yapılan bir çarpışmada gösterdiği başarı üzerine düşmandan ele geçen çok güzel bir at hediye etti.

 ***

Yunan askerlerinden bir grup 20 Mayıs 1921’de Gördes’e girdi. Her zamanki insanlık dışı vahşetlerini uygulayarak kasabayı yakıp yıktılar. Kasaba halkını acımasızca öldürdüler, bazılarını yaktılar ya da kafalarını keserek rastgele ortada bıraktılar.

Yolları üzerindeki bazı köylerde de aynı alçaklığı yaptılar.

Çete Yunan’ı takip ederek buldu ve büyük zayiat verdirdi. Çatışmada şehit de verdiler. Özellikle, Osman Çavuş’un şahadeti hepsini çok üzdü.

Yunan’ın işgalini İzmir’den Batı Anadolu’ya doğru genişletmesi üzerine, Makbule Hanım eşi ile Kuvayi Milliye’nin emrine girmeye karar verdiler ve çarpışmalara katılmaya başladılar. 

Yunan ordusu Sakarya Harbi’ni kaybettikten sonra çekilirken Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde karşısında onların müfrezesini buluyordu.

Eşiyle birlikte iki defa Yunan pususuna düştüler fakat kurtulmayı başardılar.

 ***

Makbule ve Halil Efe’nin müfrezesi 16 Mart 1922 tarihinde Kocayayla köyü civarındaki Yağcıbedir aşiretinin konakladığı yere geldi. Bu aşiretten birisi Yunan askerine müfrezenin yerini söyledi.

Yunan, gece vakti müfrezeyi sardı ve şiddetli bir çarpışma yaşandı. Ne yazık ki Makbule Hanım (Efe) bu esnada şahadete ulaştı. Henüz 20 yaşındaydı...

İbrahim Ethem, Makbule’nin cenazesinde şunları söylemiştir:

“20 yaşında bir genç olan Gördes kızımın gür ve kumral saçları başından ilerimtere uzanmış, zalim düşman kurşununun akıttığı beyni bu uzun saçlar üzerine bir nur gibi akmış, hayata doymak değil, hayatın zevkini henüz tatmaya başlamış ve görmüş, gözleri yarı açık, süzgün ve ağlar bir vaziyette...” 

***

Halil Efe, gözünden sakındığı eşinin gidişinden 2 ay sonra 17 Mayıs 1922’de şehit düşerek sevdiğine kavuştu...

 ***

Bu kadar genç yaşta canını vatan için feda eden Makbule Hanım ve Halil Efe’nin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

 

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 18 Kasım 2022

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right