Dünya nereye gidiyor, Türkiye ne durumda (3)


Asya’da çok önemli bir diğer güç de Hindistan’dır. Hindistan, ŞİÖ ve BRICS üyesi olmasının yanında eski Bağlantısızlar’ın da lideridir. Devasa nüfusa sahiptir ve çoklu dinsel-etnik yapısına rağmen demokrasisini başarıyla işletmektedir. 

Hindistan’ın çok ciddi bir ekonomik potansiyeli vardır, nüfusu dinamiktir. Sadece Asya’da değil dünyada da önemli bir aktördür. Çünkü özellikle son 25 yılda gerileyen batı karşısında ciddi atak yapan Asya ülkeleri grubuna mensuptur. 

Yukarıda zikredilen çok önemli örgütlerin kurucu üyesidir ve Asya ülkeleri ile hem ekonomik hem de siyasi olarak çok iyi ilişkileri vardır. Tüm bunlar Hindistan’ı önemli kılmaktadır. Fakat asıl ABD açısından önemi çok büyüktür. Çünkü ABD’nin Asya’da önemli güç olarak, Japonya ve Güney Kore dışında, en iyi ilişkiye sahip olduğu ülke Hindistan’dır. 

ABD, Asya’daki gücünü muhafaza etmek için mutlak surette Hindistan’a ihtiyaç duymaktadır ve bu ülkeyi yanına çekmesi ABD için hayati önemdedir. Hindistan’ın ABD, Çin ve Rusya ile mevcut dengeli siyasi ilişkilerini ve pozisyonunu devam ettirip ettirmeyeceği büyük önem taşımaktadır.  
Hindistan’ın izleyeceği yol güç dengelerinin önümüzdeki dönem nasıl oluşacağında belirli rol oynayacaktır.

***

Doğu Akdeniz, son yılların en önemli güç ve mücadele alanı olmuştur. İstisnasız olarak dünyanın tüm güçleri bu bölge üzerinde bilek güreşi yapmaktadırlar. Bu bölgenin ülkemiz için de muazzam  jeostratejik ve jeopolitik önemi vardır. 
Konu esasen Doğu Akdeniz’deki enerjinin yani doğal gaz ve petrolün paylaşım kavgasıdır.

İşin Türkiye’yi ilgilendiren kısmı, hem kendi deniz yetki alanları hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile ilgili olan alanlardır. 
Çok değerli emekli bir amiralimiz olan Cem Gürdeniz karasularımız için “Mavi Vatan” tanımlaması yapmıştır ve bu fevkalade yerinde olan tanım ülkemizin tümü tarafından derhal benimsenmiştir. 
Zaten bu konuda şu üçleme ana rotamızı çizmektedir: Anavatan, yavru vatan, mavi vatan.

Doğu Akdeniz konusunda maalesef Türkiye tepki vermekte biraz geç kalmıştır ve karşımızdaki ittifak ciddi mesafe katetmiştir. Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Mısır Doğu Akdeniz’de işbirliklerini çok geliştirdiler ve hatta işi ortak askeri tatbikat düzenlemeye kadar vardırdılar.
Ülkemize karşı tamamen hasmane bir tutum içindeler. Belirledikleri parsellerde sondaj çalışmalarına hız kesmeden devam ediyorlar. Gelen son bilgilere göre ticari olarak üretime başladıkları da bilinmektedir. 

Hâl böyleyken büyük batılı devletler yani ABD, İngiltere ve Fransa da işe dâhil ve müdahil olmuş durumdadır. Hatta Fransa, işi GKRY’den üs istemeye kadar vardırmış ve geçtiğimiz aylarda deniz üssünü kurmuştur. İngiltere zaten GKRY’deki üslerini büyütmek istemektedir. ABD ise karşımızda yer alan Yunanistan, İsrail, GKRY ve Mısır ittifakına tam destek vermektedir. 

Amaçları bellidir: Türkiye’yi Akdeniz’den tamamen dışlamak hatta kovmak. Ve Antalya körfezine hapsetmek!

Bu durum da gören gözler , anlayan kafalar için hiç sürpriz değildir!

Batılı devletler dışında Rusya da bölgede yer almaktadır. Zaten Suriye’nin Tartus limanında deniz üssü bulunan Rusya bu bölgeye ilgisini her zaman canlı tutmaktadır.
Tüm bunlara mukabil Türkiye tepki vermekte biraz geç kalmış olsa da böyle hayati jeopolitik, jeostratejik ve ekonomik çıkarlarının olduğu bir alanda nihayet müdahil olmuştur. Türk Bahriyesi'nin, kahraman Cumhuriyet Donanması'nın korumasında Fatih ve Yavuz araştırma gemilerimiz faaliyet göstermeye başlamışlardır.

Doğu Akdeniz’de ülkemizin hak ve menfaatlerini korumak için yakın zamanda çok önemli ve değerli bir adım atılmıştır.
Türkiye, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzalamıştır.

Türkiye ve Libya arasında Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kapsamında sınır mutabakat muhtırasının imzalanmasının Doğu Akdeniz’de dengeleri ülkemiz lehine değiştireceği kesindir.
Artık ABD, AB destekli Yunanistan, GKRY, İsrail ve Mısır’ın oyun planları tamamen bozulmuştur, etkisiz kılınmıştır.

Şimdi kesinlikle gecikmeden yapılması gereken iş, Suriye ile de benzer bir sınırlandırma anlaşmasının imza altına alınmasıdır. Türkiye’nin yüksek menfaatleri bunu emretmektedir. Doğu Akdeniz’de Suriye’siz çözüm arayışları istenen sonucu vermeyecektir.

Türkiye’nin karşısındaki blok batılıların da desteğini alarak tek taraflı tasarruflarda bulunarak inisiyatif almaya çalışmaktadır. Bunun önemli bir örneği de “Sevilla haritası” denilen ve Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den dışlayacak bir haritayı AB desteğiyle uygulamaya sokmak istemeleridir.
Türkiye’nin Libya ile yapılan anlaşma neticesinde artık bir “Ankara haritası” vardır.
Yapılan bu hamleyle Sevilla haritası boşa çıkarılmıştır.

Yazının 10. bölüm olan son kısmında ülkemizin dış politikasını irdelerken bu konulara tekrar değineceğim.

  • Mehmet Semih Nane

  • 11 Aralık 2019

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right