Nobel edebiyat ödülü

 

Değerli dostlar, ilk yazımda sizlere hitap ederken, özellikle ilgi alanım ve özel zevkim olan tarih ve kültür-sanat konularında yazmak istediğimi söylemiştim. Bu isteğimi bir ölçüde gerçekleştirdim. Fakat sevgili ülkemizin gündemi o kadar yoğun ve hareketli ki sıkça “güncel” ve “siyaset” kategorilerinde de yazmam gerekiyor.

Bundan sonra kültür-sanat ve tarihe biraz daha ağırlık vermeye çalışacağım. (Umarım sıcak gündem buna izin verir). 
İlave olarak Mersinli okur dostlardan gelen yoğun taleplere kayıtsız kalmayarak, Mersin nostaljisi konulu yazılara da devam etmek niyetindeyim. Tabii ki çocukluk anılarım tükeninceye kadar. Stokta şimdilik bir miktar anı daha var gibi görünüyor. Bakacağız.

***

Bugün, son verilen ve dünyada hatta ülkemizde bile tepkiler yaratan Nobel edebiyat ödülü ile ilgili sohbet etmek istiyorum sizlerle.

2019 yılı Nobel edebiyat ödülü Avusturyalı yazar Peter Handke’ye verildi. Ve de kıyamet koptu! Çünkü bu şahıs Bosna’da Müslüman’lara soykırım uygulayan Miloseviç’i savunmasıyla ve Bosna’daki Müslüman soykırımını inkâr etmesiyle tanınıyor. Yani tipik Hristiyan bağnazlığı tavrıyla!

***

Geliniz, bu Hristiyan bağnazlığını biraz irdeleyelim. Daha genç ve idealist yaşlarımda dinsel inançların insanların arasındaki kardeşliği ve insani bağları etkilemediğini düşünürdüm. Bu görüşümü de hümanizme dayandırırdım. 

Dedim ya, o zamanlar genç ve idealisttim!

Yaş kemale erince dünyayı, insanları, ülkeleri ve politikacaları çok daha iyi tanımaya ve analiz etmeye başladım. Anladım ki dünya yüzünde dinsel inançlar hâlâ çok etkili ve belirleyici.

Ayaklarım yere bastı!

***                                                               

Biliyorum, Nobel konuşurken neden buralara geldiğimizi merak ediyorsunuzdur. Çünkü Hristiyan nüfusa sahip batılı ülkelerin istisnasız hepsinin dinsel ayrımcılık yaptığını düşünüyorum. Bunu zaman zaman perdeleseler de bazen gün yüzüne çıkmasına mani olmuyorlar/olamıyorlar. Son örnek de 2019 Nobel edebiyat ödülü.

İstediği kadar iyi yazar olsun, böyle bir ödül sicili belli böyle kötü bir adama verilmemeliydi. Bu şahsa “Müslüman düşmanı” demek belki aşırı olabilir ama az evvel zikrettiğim gibi Hristiyan bağnazı olduğu o kadar açık ki...

Hani nerede kaldı, yüce insanlık idealleri yüksek insani değerler?

(Bir not: Peter Handke 12 yaşına kadar din ağırlıklı eğitim veren bir okulda eğitim görmüş. Hangi dine mensup olunursa olunsun dünyayı din penceresinden yorumlamak sağlıksız sonuçlar doğurur. Din; insanın inancı, vicdanı ve iç dünyasına ait bir konudur. Yaşamın tüm alanlarını kapsamaz, kapsamamalıdır).

***

Sadece edebiyat alanında, günlük yaşamda ya da hayatın diğer alanlarında yaşanmıyor bu dinsel ayrımcılık. Özellikle siyaset ve ülke yönetimlerinde çok açık bir şekilde etkileri görülüyor. 

Fransa eski cumhurbaşkanı Valery Giscard D’Estaing, Avrupa Birliği’nin bir 'Hristiyan klübü’ olduğunu söylemedi mi? Bu şahıs on yıllardır her fırsat ve vesileyle Türkiye’nin AB’ye alınmayacağını söylemiyor mu?

Daha yakın bir örnek verelim. ABD başkanlarından George W. Bush, 11 Eylül saldırılarından sonra ‘haçlı savaşı’ başlattıklarını söylemedi mi?

Örnekler çok, pek çok ama bu kadarla yetinelim!

Bu noktada bir hatırlatma yapmak isterim: ‘Soğuk savaş’ sona erdikten sonra ABD yeni bir düşmana ihtiyaç hissetti. Soğu savaşın komünistlerinden sonra yeni düşman olarak Müslüman’lar seçildi.

Pekâlâ, 11 Eylül saldırılarının ABD’nin başka niyetlerine ilave olarak, Müslüman’ları hedefe oturtmak için tezgâhlandığını dünyada bilmeyen mi kaldı?

***                                                          

Nobel edebiyat ödülü genel manada saygın bir ödüldür ve bu ödülün tarihinde çok değerli edebiyatçılara da verilmiştir. Fakat bu ödül verilirken bazen bile-isteye büyük hatalar da yapılmaktadır.
Nobel’i siyasetten tamamen bağımsız düşünmek mümkün değildir. Handke, bunun son örneğidir.

Fazla uzağa gitmeden Nobel’in bu siyasi mülahazalarına bir de yakın örnek verelim: Orhan Pamuk.

Hatırladınız değil mi?

İyi bir roman okuru olduğumu düşünürüm. Bana göre Orhan Pamuk vasat bir romancıdır. Konunun uzmanlarından ve konuyu roman tekniği açısından inceleyen eleştirmenlerden okuduklarım da teknik olarak 'ahım şahım' bir romancı olamadığına işaret ediyor. Hatta bu şahsın romancılığını yerden yere vuran eleştirmenler de var!

Sormanın tam sırasıdır: 2006 Nobel edebiyat ödülü alan bu şahıstan daha iyi romancımız, daha kaliteli edebiyatçımız yok mu?

Var, hem de çok fazla sayıda. Fakat onlar böyle bir ödül alamaz.

Çünkü onlar “Türkler 1 milyon Ermeni’yi, 30 bin Kürt’ü öldürdüler” yalanını söylemez!

Bu kadar alçalmaz ve vatanını satmaz!

Nobel ödülü seçici kurulu verdiği edebiyat ödülleriyle son 13 yılda 2 defa çok büyük hata yapmış, saygınlığına gölge düşürmüş ve kendisini sorgulatmıştır.

Geçmişinde bu nevi sabıkaları olan Nobel edebiyat ödülü benim gözümde artık kati şekilde tartışmalıdır. 

***                                                           

Bu yazıda dile getirdiğim görüşlerimle elbette ki Türk ya da Müslüman şovenliği yapmadım. Hiç şüphesiz, böyle bir yaklaşım dünya görüşüme de aykırı.

Fakat olayları doğru şekilde analiz etmek için batılı Hristiyan bakış açısının göz önüne alınması gerektiğine inandığımdan bu satırları yazdım. Biz ne kadar bağnazlık yapmasak da, o insan hakları şampiyonları (!), iki yüzlü ve çifte standart uygulayan batılı siyaset bezirgânları bu yaptıklarından vazgeçmeyeceklerdir.

Fakat elbette ki onlar bağnaz diye biz de o yanlış yolu asla tutmadık, tutmayacağız.

Daima insanı önceleyeceğiz, mazluma sahip çıkacağız, barışı, kardeşliği, yüksek insanî erdemleri ve değerleri yücelteceğiz...

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 9 Ocak 2020

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right