Tünelin sonu karanlık olmayabilir

 

Seçim ikinci tura kaldı. Şimdi, tüm eleştiri haklarımızı saklı tutarak sonuç odaklı düşünme zamanıdır.

Millet İtitfakı’na sonradan katılan Babacan ve Davutoğlu’na daha ilk günden itibaren şiddetle karşı çıktım ve bunlar yerine ittifakta Ümit Özdağ, Muharrem İnce ve Rıfat Serdaroğlu gibi Cumhuriyetçi ve Atatürkçü yapıları tescilli kişiler olması gerektiğini söyledim. Bu konudaki sayısız yazım arşivdedir. 
Maalesef seçimi kesin kazandıracak olan bu formül olmadı. Olamadı.

(Bu yazıları, şairin “Sussam gönül razı değil / Söylesem tesiri yok” dizeleri hep aklımda olarak kaleme almıştım.)

***

Seçimin ikinci tura kalmasıyla bu konuda muazzam bir imkân doğmuştur.  
Her şey yeniden başlayabilir. Önümüzde koskoca 12 gün var.  
Yukarıda zikrettiğim genel başkanların partileriyle o tarihte kurulması gereken fakat kurulmayan ittifak şimdi kurulabilir. 
Nasıl mı? 
Geliniz tartışalım.

***

Sinan Oğan bir partinin genel başkanı değildir. Onu aday yapan temel yapı Zafer Partisi ve Ümit Özdağ’dır. Dolayısıyla partisi olmayan Oğan’ın kendisine bağlı kitlesi de yoktur. Yani Sinan Bey’e oy verenler onun bir işaretiyle herhangi bir yere kitle hâlinde oy vermez. Bu konuda Özdağ ve Oğan birlikte hareket edecek ve bu kitleyi yönlendirmeye çalışacaktır.

İşte tam da bu noktada Kılıçdaroğlu ile müzakere başlayabilir. Zaten Özdağ ve Oğan taleplerini açıkladılar. Sığınmacıların gönderileceği ve terörle araya kesin bir sınır çekileceği kamuoyuna açıklanmalı ve söz verilmelidir. Buna Cumhuriyetçi hassasiyeti gözeten bazı hususlar daha ilave edilebilir.

Kılıçdaroğlu bu çok haklı, millet ve memleket menfaatini gözeten talepleri muhakkak yerine getirmelidir.  
Ve vaktinde kurulamayan ittifak, iş birliği ve güç birliği biçiminde  böylelikle kurulmalıdır. 
Bu yapıya Muharrem İnce de davet edilmelidir. Sevin ya da sevmeyin fakat İnce’ye büyük haksızlık yapıldığını kabul etmek vicdan gereğidir.  
Sakın ola ki “İnce’nin milletvekili seçiminde oyları düşük çıktı katkısı ne olacak” diye düşünmeyiniz. Hataya düşersiniz. Unutulmasın ki Oğan’a giden bir kısım oylar İnce’ye aittir ve tepki olarak Oğan’a verilmiştir.

(Ayrıca şöyle bir gerçek de orta yerde durmaktadır: Adaylığını geri çekmesine rağmen İnce’ye %0,44 oy verilmiştir. Bu da yaklaşık 300.000 oy demektir. Tayyip Erdoğan eğer 300.000 oy daha alabilse seçim ilk turda bitecekti!)

***

Böyle bir güç birliğine ikna edilmesi gereken en önemli aktör Meral Akşener’dir. Babacan ve Davutoğlu buna karşı çıkarlarsa derhal ittifak dışına itilmelidirler. Zaten CB seçiminde Kılıçdaroğlu’na zerrece katkıları olmamış ve hak etmedikleri milletvekilliklerini almışlardır.

Temel Karamollaoğlu’nun bu yeni katılımlı yapıya itiraz etmeyeceğini tahmin ediyorum. Diğer partinin oy oranı binlerde olan genel başkanının zaten hükmü yoktur ve olmayan oyuyla inanılmaz biçimde 3 milletvekilliği alabilmiştir!

***

Bu önerime olumsuz bakanlara hatırlatırım ki Kılıçdaroğlu’nun “sağdan oy alırım” hatalı düşüncesiyle tamamen sağ partilerle kurduğu ittifak hatalıdır ve iflas etmiştir.  
Ve yine hatırlatırım ki İyi Parti dışında kalan diğer 3’ü siyasal İslâmcı, birinin halk desteği ve oyu olmayan genel başkanıysa bir cemaat mensubudur.

İflas eden daha baştan hatalı bu yapı yerine hep söyleyegeldiğimiz Cumhuriyetçi partilerle bir güç birliği yapmanın zamanı gelmiştir.

Ne yani, CHP’nin genel başkanı siyasal İslâmcılarla fiyaskoyla sonuçlanan bir ittifak yapacak ve Cumhuriyetçilere burun mu kıvıracak?

Kılıçdaroğlu bunu kimseye anlatamaz. Ve tarih de bunu ne unutur ne affeder!

***

Tam da bu noktada vurgulayarak not etmeliyim: Aynı şeyi yaparak farklı sonuç bekleyenlere verilen sıfat herkesin malûmudur.

Mevcut yapıyla 28 Mayıs seçimlerine gitmek ve Oğan’a oy veren %5’lik kitlenin tümünün oyunu alacağını düşünmek hakikaten saflıktan da öte ve ağır sıfatları hak eden bir muhakeme hatası, bir saflık, bir aymazlık ve ötesidir…

Oğan’a oy veren seçmen kitlesinin oyuna talip olmak için onları ikna etmek ve inandırmak gerekir. İkna etmenin formülünü de zaten bu yazıda ortaya koyuyor ve tartışıyoruz.

***

Kılıçdaroğlu, Akşener, İnce, Özdağ ve Oğan derhal bir masanın başına oturmalı ve görüşmelere başlamalıdır. Eski kırgınlıkların ve siyasi yol ayrılıklarının akıldan bile geçirilmemesi gereken zamanlardayız.

Bu kadroyla başlayacak görüşme maratonu sayesinde Kılıçdaroğlu senelerdir sağa yanaştırdığı partiyi Cumhuriyetçilerle bir araya getirmiş olacaktır.

Siyasal İslâmcılarla yola çıkılarak akla ziyan bir deneme yapılmış ve göz göre göre duvara çarpılmıştır!
Bu yapılanıysa Cumhuriyetçi seçmen affetmemiştir. 
Artık sıra Cumhuriyetçilerle, Atatürkçülerle iş birliğindedir. Zaten başka çare de yoktur!

***

Bu yeni iş birliği/güç birliği sağlandığında Kılıçdaroğlu bu Cumhuriyetçi partilerin hassasiyetlerini de göz önüne alarak kamuoyuna açıklamalarda bulunacaktır. 
Bu sözleri toplum tarafından taahhüt olarak kabul edilecektir. 
Dolayısıyla 28 Mayıs seçimlerinde biz hoşnutsuzlar başta olmak üzere, küskün ve sandığı boykot etmeye eğilimli büyük bir seçmen kitlesi de gönül rahatlığıyla sandığa gidecektir. 

Bu söylediğim sakın yabana atılmasın. Uzak/yakın çevremle pazar akşamından itibaren yaptığım görüşmelerden biliyorum. Hoşnutsuz ve öfkelilerden oluşan çok ciddi oranda bir dip dalgası bulunmaktadır.

***

Not 1:

Çok önemli bir hatırlatma: 14 Mayıs seçimlerinde %10 oranında bir seçmen kitlesinin kayıtlı oldukları yerden farklı bir yerde bulundukları için oy kullanamadıkları söylenmektedir. 
Bu bilgi doğruysa korkunç büyük bir rakamdır. 28 Mayıs’ta bu seçmenlerin yarısı bile sandığa gelse Türkiye’nin kaderi değişir.  
Cumhuriyetçilerle yapılacak güç birliğine bu seçmenlerden gelecek oylar eklendiği zaman sonuç şimdiden bellidir. 
Mümkün müdür bilmiyorum ama CHP ve ortakları eğer bu seçmenleri belirleyerek kayıtlı oldukları yere ulaşmalarını sağlayabilirse Kılıçdaroğlu müthiş bir avantaj elde edebilir.

Not 2:

Gönlümden geçen: Umuyorum bu görüşmelere derhal başlanır ve süratle sonuç alınarak topluma yeniden güven ve moral aşılanır. Emin olunuz böyle bir durumda toplum katmanları yeni bir şevkle 28 Mayıs seçimine çok daha fazla sahip çıkar. 
Ve kuvvetle arzu ediyorum ki sağlanacak mutabakatla Ümit Özdağ muhakkak İçişleri Bakanı olur.

Not 3:

Kılıçdaroğlu’ndan çok doğru bir adım: Kemal Kılıçdaroğlu 2018 seçimlerinde veritabanının yarım saatte çökmesinin sorumlusu olan Onursal Adıgüzel’i inanılmaz şekilde taltif ederek hem milletvekili hem de genel başkan yardımcısı olarak görevlendirmişti. 
O dönemde bu karar benim gibi düşünenlere saç baş yoldurmuştu. Çünkü çok büyük bir başarısızlık ödüllendirilmişti. 
Kılıçdaroğlu’nun ikinci defa yaptığı benzer hatayı ise nutkumuz tutularak izledik. 
CHP Genel Başkanı Türkiye’nin en hayati seçimi olan 2023 seçiminde de bu kişiye aynı görevi verdi.
Sonuçta yine olan oldu. Kamuoyuna duyuramasalar da anlaşılan bu defa da bir şeyler berbat oldu.  
Bu kişinin görevden alınması fevkalade doğru bir karardır.  
Kılıçdaroğlu, tek bir saniye gecikmeksizin kendisini yanlış yönlendiren başta danışmanları olmak üzere tüm zararlı unsurları derhal tasfiye etmelidir kanaatindeyim.

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 16 Mayıs 2023

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Ahmet Şenol 16 Mayıs 2023

Düşüncelerinize aynen katılıyorum ve müsaadenizle altına imzamı atıyorum. Saygılarımla,

Mehmet S. Nane 17 Mayıs 2023

Estağfurullah, müsaade ne demek. Büyük memnuniyet duyarım. Saygılarımla.

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right