Müstesna bir romancı: Necip Mahfuz
Değerli dostlar, bazı makalelerimin daha evvel yazdığım bazı yazılarımın devamı olduğunu fark ettim. İşin doğrusu bu durum beni çok memnun etti. Çünkü, fikrî tutarlılık ve fikrî takip açısından bu durumdan hoşnut olduğumu hissettim. Böylelikle yazarlığın verdiği o muazzam tatmin ve doygunluk hissini sonuna kadar yaşadığımı gördüm.
Daha evvel yazmış olduğum “Roman okumanın tarifsiz hazzı” isimli makalemde Türk ve dünya edebiyatının dev romancıları üzerine sohbet etmiştik. Bu yazımda bahsettiğim romancılardan biri hakkında biraz daha ayrıntılı konuşmak istiyorum. Dilerseniz, bir müddet sonra bu yazının da devamı olacak şekilde başka romancılardan ya da şairlerden de bahsederiz.
Bugün sizlerle Necip Mahfuz ile ilgili sohbet etmek istiyorum.
***
Necip Mahfuz, 1911 yılında Kahire’de doğan, Arap dünyasının belki de en önemli romancısıdır. İyi bir eğitim alan Mahfuz, Kahire Üniversitesi’nde felsefe öğrenimi alarak mezun olmuştur. İlk romanını 1939 yılında yazmış fakat asıl büyük çıkışını 1957’de yayınladığı Kahire Üçlemesi kitabıyla yapmıştır. Bu kitabıyla evvela Arap dünyasında tanınmış, sonra da dünya çapında ünlenmiştir.
Yazmış olduğu “Cebelavi Sokağı’nın Çocukları” isimli roman radikal İslamcıların büyük tepkisini çekmiştir. Bu kitap, İslam dünyasının en eski eğitim kurumu olarak kabul edilen El Ezher Üniversitesi tarafından yasaklanmıştır.
Necip Mahfuz 1988 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır. Bu ödülü alan ilk Arap ve Müslüman’dır. Yazar, bu ödülü büyük vakarla karşılamıştır. Bu vakara Mısır’ın en etkili gazetesi El Ahram da eşlik etmiş ve şu muhteşem manşetle haberi okurlarına duyurmuştur:
“Nobel Mahfuz’u kazandı.”
***
Mahfuz, hayatı boyunca 34 kitap yazmıştır.
Yazar, uzun süredir tehdit aldığı radikal İslamcılar tarafından 1994 senesinde evinin önünde bıçaklı saldırıya uğrayarak ciddi biçimde yaralanmıştır. Saldırıya uğradığında yaşı 83’tür!
Necip Mahfuz, 2006 yılında hiç ayrılmadığı Kahire’de hayata veda etmiştir.
***
Değerli dostlar, bu büyük romancının Türkçe’ye çevrilen 19 kitabını okudum. Hepsi de kitaplığımın baş köşesinde yerlerini almış vaziyetteler. Tümünü de okumanızı fakat evvela Kahire Üçlemesi’nden başlamanızı öneririm.
Bu romanlarda yazarın kendi insanlarını hatta kendi mahallesinde yaşayanları birinci ağızdan anlattığını göreceksiniz. Bazen yakın Mısır tarihinde bir yolculuğa çıkacak ve modern hayatla geleneksel yaşam tarzı arasında sıkışmış insanları tanıyacaksınız.
Necip Mahfuz’un okuduğum ve herkese tereddütsüz önereceğim kitapları:
“Kahire Üçlemesi/Saray Gezisi-Şevk Sarayı-Şeker Sokağı, Cebelavi Sokağı’nın Çocukları, Aşk Zamanı, Başlangıç ve Son, Han el Halili, Binbirinci Geceden Sonra, Midak Sokağı, Zamanın Hükmü, Başkanın Öldürüldüğü Gün, Arayış, Kuştimur Kahvehanesi, Güz Yılgınlığı, Karnak Kafe, İbn Fattume’nin Seyahati, Ezilenler, Miramar, Hırsız ve Köpekler.”
***
Günlük hayat hepimizi yoruyor ve hatta hırpalıyor. Tartışmasız olarak herkesin zaman zaman bu hayat gailesinden uzaklaşıp kendisiyle baş başa kalma ihtiyacı var. Dinlenmek, rahatlamak ve dahası Mısır’ın yarım asırlık yakın tarihine tanık olmak için Necip Mahfuz’un romanları sizleri bekliyor.
İyi okumalar...
***
Not: Daha evvel bahsetmiştim. Rahmetli kayınpederim Ahmet Gökçel müthiş bir kitap okuruydu; tam manasıyla bir kitap kurduydu.
Necip Mahfuz’un “Kahire Üçlemesi” kitaplığında duruyor ama bir türlü okumaya kıyamıyordu. Bunun nedeni, Mahfuz’un okumadığı tek kitabının bu roman üçlemesi olmasıydı. Bu kitabı okuyup bitirdiğinde artık yazarın yeni bir kitabını okuma imkânı kalmayacaktı. Çünkü Mahfuz vefat etmişti ve bundan böyle başka bir Mahfuz kitabı yazılamayacaktı.
İşte bu nedenle çok istemesine rağmen, romanı okumayı sürekli erteliyordu.
Ahmet Bey maalesef çok erken bir vedayla aramızdan ayrıldı. Bu zamansız gidişine elbette ki çok üzüldük. Canımızı çok yakan konulardan biri de bu roman üçlemesini okuyamadan vedası oldu.
Ahmet Bey’i sevgi ve saygıyla anıyorum.






Yorumlar
Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın