Tarık Akan
Çamlıbel’de, askerî lojmanların karşısındaki evde oturduğumuza göre yaşım 7, en fazla 8 olmalı. O yaşlarım Tarık Akan’a karşı beslediğim büyük sevginin ve hayranlığın da başladığı yaşlar olma özelliğine sahip.
Öyle böyle değil, sanki öz abim gibi benimsemiştim Tarık Akan’ı. Ve de öyle severdim o çocuk masumluğumla.
Yanılmıyorsam Tarık Akan’ın ilk filminin tarihi 1971’dir. Seyrettiğim ilk filmi hangisidir hatırlamıyorum ama onu ‘beyaz perdede‘ ilk olarak 1973 ya da 1974 yıllarının birinde görmüş olmalıyım.
Sinema sayesinde Tarık Akan’la tanıştıktan sonra ona olan sevgi ve hayranlığım bugüne kadar hiç eksilmeden devam etti.
Çocuk aklımla o zamanlar ‘salon filmi’ denilen filmelere bayılırdım. Tarık Akan işte bu tür filmlerle sadece benim çocuk kalbime değil, her yaştan milyonların kalbine girerek sevdirmişti kendini.
O; güzel gülen, güzel bakan, güzel âşık olan, güzel ağlayan, yaptığı her şeyi güzel yapan, güzel adam inanılmaz kısa bir sürede tüm memleketin sevgilisi oluvermişti.
Filmleri o kadar içten, o kadar masumdu ki sadece ona değil filmdeki tüm oyunculara bağlanıverirdiniz. 70’li yılların bu filmleri hayatımızı ne kadar zenginleştirmiş meğerse. O harika dönem sona erince fark ettik.
***
Bu salon filmlerinde kimler yoktu ki...
Bu tür filmlerin birbirine en yakışan oyuncu çifti ise elbette ki Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu’ydu. Birçok aktrisle salon filmlerinde başrolü paylaşmış olsa da en unutulmayanı, en sevimli bulunanı ve birbirlerine en yakışanları bu ikiliydi.
Bubikoğlu’nun güzelliği, sevimliliği, mağrur tavrı, bakışları nasıl unutulabilir...
Salon filmleri devam ederken Rıfat Ilgaz’ın harika romanı ‘Hababam Sınıfı’, hayatımıza sinema filmi olarak da girdi. Hem de ne giriş. Daha sonra seri olarak çekilen bu filmler Türk sinema tarihinde müthiş izler bıraktı ve unutulmazlar arasında yer aldı.
Sadece o nesil değil, ondan sonra gelen nesiller de Damat Ferit’i, İnek Şaban’ı, Güdük Necmi’yi, Tulum Hayri’yi, Hayta İsmail’i, Domdom Ali’yi, Kel Mahmut’u, Hafize Ana’yı, Badi Ekrem’i tanıdı, çok sevdi ve hiç unutmadı.
Yine aynı yıllarda başrolünde Tarık Akan, Adile Naşit ve Münir Özkul’un olduğu, Şener Şen’in muazzam lezzet kattığı, Halit Akçatepe’nin sempatik roller oynadığı romantik komedi filmlerinde de harikalar yarattı Tarık Akan. Bu filmlerde hafif melodram tadı da vardı. Bu yönüyle de Türk seyircisini kalbinden yakaladı.
Bu filmlerin yaratıcısı, büyük yönetmen Ertem Eğilmez’i bize o yıllarda yaşattığı mutluluk için sevgiyle anıyorum.
Özellikle 80’li yıllardan sonra toplumsal yönü ağır basan filmlerde rol almaya başladı Tarık Akan. İstese yakışıklı jön olarak daha hafif filmlerde çok çok uzun yıllar oynayarak büyük paralar kazanabilirdi. Fakat o, hissettiği toplumsal sorumluluk gereği bu tür mesajı olan filmlere yöneldi.
Oyunculuğu kusursuzdu; o filmlerde de büyük başarılar kazandı. Özellikle “Yol” filmi yurt dışında (Cannes) ses ve ödül getirdi.
***
Tarık Akan daha sonraki yıllarda sinemadan biraz uzaklaştı ve kendini eğitim işine adadı.“Taş Mektep” isminde bir okulu aslına uygun olarak yeniden eğitim-öğretime açtı. Bu okul, 1991 yılından itibaren pırıl pırıl çocuklar yetiştiriyor.
Tarık Akan, büyük bir sinema oyuncusu olmasının yanında derinliği olan bir entelektüeldi. 12 Eylül 1980 darbesinde yaşadıklarını ve göz altına alınmasını “Anne Kafamda Bit Var”isimli bir kitapta yazarak okura sundu.
Dünya görüşlerimiz de tam manasıyla uyuşuyordu Tarık Akan’la. Gerçek bir Cumhuriyetçi ve Atatürkçü’ydü. Toplumla, halkla bağlarını hiç koparmadı. Ülkesi için sürekli kafa yordu ve üretti.
***
Ne yazık ki bu çok değerli sanatçı, duyarlı insan genç sayılabilecek bir yaşta henüz 67 yaşındayken bizlere veda etti.
Bu çok sevdiğim güzel yürekli adamla tanışma imkânı yaratabilirdim. Nedense bunu ihmal ettim. Oysa İstanbul’da ortak bir yazar arkadaşımız da vardı. Harika bir dostluğumuz olabilirdi. Buna eminim. Bunu hep böyle hissettim.
Son aylarında Tarık Akan’ın çok hasta olduğunu ve kısa zamanda aramızdan ayrılacağını biliyordum. Yine de kendimi tam hazırlayamamışım anlaşılan.
Güzel bir Eylül gününde ölüm haberi geldiğinde çok sarsıldım.
Aralıksız olarak bir hafta boyunca her akşam filmlerini seyrederek ve kâh ağlayarak, kâh gülümseyerek uğurladım onu.
İşte ben, sevgili Tarık Abi’me böyle veda ettim...






Ali Erdinç 30 Mayıs 2020
Hababam sınıfının filme alınmasını Ertem Eğilmez 'e Tarık Akan önermiş. Halk TV de Serhan Asker, Rıfat Ilgaz' ı anlatırken söyledi
Mehmet S. Nane 30 Mayıs 2020
Bu durum, Tarık Akan’ın sinema konusunda ne kadar büyük bir yetenek olduğunu ve büyük bir öngörüyle davrandığını bir kez daha göstermektedir.
Şükrü altınova 8 Haziran 2020
Ülkemiz o yıllarda çok daha demokrattı.Ö dönemi eleştirmemr karşın bugünleri düşününce zamanın yöneticilerine acaba haksızlık mı yaptım diye kendimi eleştiriyorum.
Mehmet S. Nane 9 Haziran 2020
Sanırım çoğumuz böyle düşünüyoruz.