Umuda doğru...(3)
Cumhuriyet bu şekilde göz göre göre tahrip edilirken yapılan referanduma Kürt milliyetçileri ve ‘liberal aydınlar’ tam destek vermişlerdir.
“Yetmez ama evet” Cumhuriyet’in kurucu değerlerine karşı yapılan referandumda kullandıkları slogandı.
Ve...Referandumda bu gayretleriyle ‘başarılı‘ oldular!
Aynı ‘liberal tayfa’ Kıbrıs’taki 24 Nisan 2004 referandumunda da tam kadro “Yes be annem“ ucuzluğuyla ve sakilliğiyle boy göstermişti!
Bu ‘vatansızca’ gayretleri maalesef sonuç da vermişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli millî davası Rumların hayır oyu vermesi sayesinde kaybedilmemişti!
İnsanın kendi vatanına böyle bir aidiyet hissetmemesinin, böyle bir milliyetsizliğin ve Türklük düşmanlığının dünyada misli görülmemiştir!
Ve gün geldi istediklerini elde eden, Cumhuriyet’i dönüştüren ve başkalaştıran AKP bu ‘liberalleri’ sırtından silkeleyip atıverdi.
Bunların hiçbirinin ismini anmak istemem ama bu grubun ileri gelen (siz ileri giden de diyebilirsiniz) ‘siması‘ Murat Belge “kullanışlı aptal” olduklarını itiraf etti.
Bir zamanların “Hasan Abi”si Hasan Cemal ise yazacak gazete bulamadı!
***
Bu dönemi anlatırken içimden hiç gelmese, hatırladıkça bende öğürme hissi yaratsa bile “Taraf” isimli paçavradan da bahsetmeliyim. Adına gazete denilen bu kâğıt parçası yaptığı yalan haber, iftira ve yarattığı yalan algılarla bazı vatanseverlerin intihar ederek ölmelerine yol açmıştır. Ellerine kan bulaşmıştır.
Ayrıca başta ordu olmak üzere pek çok önemli Devlet kurumunun da büyük zarar görmesinden birinci derecede sorumludur.
Bu paçavranın her türlü insanlık, ahlâk, namus ve vicdandan yoksun olarak yaptığı yayınlar Türk basın tarihinin utanç sayfalarına yazılmıştır.
Tüm bu insanlık dışı kötülükleri yapanların başında 2 kişi vardır. İsimleri unutulmamalıdır: Ahmet Altan ve Yasemin Çongar.
O Çongar ki eşi bir CIA çalışanıdır.
A.Altan’la ilgili ile tek bir ilave söze gerek yok. Değmez. İsraftır.
***
Yukarıda adı geçenlerin dışında sayıları onlarca olan bu güruh mütareke dönemi İstanbul’unda bile eşi benzeri görülmemiş bir şekilde ülkeye zarar verdiler. Dünyadaki en büyük ve en ibret verici ‘aydın ihaneti’ bu kişiler tarafından sahneye kondu.
Akıllarını, bilgilerini, eğitimlerini ve kalemlerini emperyalist batının emrine verdiler ve onlara kiraladılar!
Hayır satmadılar.
Günü geldiğinde tekrar kullanıma açmak için 'mülkiyet hakları' kendilerinde kalacak şekilde kiraladılar.
Bu insanlıktan çıkmış güruhun yalanlarını, iftiralarını, algı operasyonlarını, vicdansızlıklarını, küstahlıklarını, arsızlıklarını, ahlâksızlıklarını, itibar cellatlıklarını, edepsizliklerini, kuralsızlıklarını...
Hâsılı, yaptıkları hiçbir kötülüğü ve fenalığı unutmamamız lazım...
Yine unutmamak lazım ki bunların içindeki bazı ‘kripto’ tipler AKP’ye yaranır görünerek hâlâ iğrenç ‘görevlerine’ devam etmektedirler.
Bu yaptıkları için onları affedenler olabilir.
Ben affetmiyorum...
Affedemiyorum...Elimde değil...
“Yanıldıklarını” söylemeleri, “aptallıklarını” ve “kullanıldıklarını” kabul etmeleri, pişmanlık hislerini dile getirmeleri hiçbirini ama hiçbirini tarihin şaşmaz yargısından kurtaramayacaktır.
Onlar daha yaşarken tarihin ‘utanç’ sayfalarına geçtiler.
Ömrümüz oldukça, konuşabildiğimiz ve yazabildiğimiz sürece bu ihanetlerini sonraki nesillere aktarmak boynumuzun borcudur.
Hayır, nefret hisleriyle değil. Katiyen. Sadece tiksintiyle...
Ve...
Unutulmaması için... Tarihe not düşmek için...Sonraki nesillerin ibret alması için...Aynı aydın ihanetlerinin yaşanmaması için...
Sözümüz söz. Unutturmayacağız...
Bu Bölüme Not: Bu yazı serisinin az evvel okuduğunuz 3. bölümünde anlattığım aydın ihanetinde bulunanlarla fikrî hesaplaşmamı yapmış bulunuyorum.
Aslında sadece bu bölümde değil tüm yazıda hesaplaşıyorum, hesaplaşacağım.






Yorumlar
Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın