Umuda doğru...(4)

'Solcu' liberallerle aynı akıbete Kürtler de uğradı. Oslo, Dolmabahçe, mutabakat, açılım derken onlar da hem de en ağır hücumlara uğrayarak silkelenip atılıverdiler. 
Bazı zamanlar hatırlandılar ama. Seçim zamanı sıkıştıklarında Diyarbakır meydanında terör örgütü elebaşının sesini de halka dinlettiler, bu bölücünün kardeşini televizyona da çıkardılar. 
Yapılan her şey birilerini ‘kullanmaktan’ ibaretti...

Hem solcu eskisi liberallerden hem de Kürtlerden oluşan bu ‘aydınlar’ tarihi bir yanılgıya (ihanet demek de pekâlâ mümkündür) imza attılar. Öyle bir yanılgı/ihanet ki olumsuz etkileri nesiller boyu sürecektir.

Onlara göre Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin, Atatürk’ün ve askerî vesayetin etkisinin kırılması için İslâmcı siyasetle birlikte hareket etmek doğru bir hamleydi. Hiç şüphesiz İslâmcı siyasete verdikleri tüm destekler ABD ve AB tarafından çok olumlu karşılandı ve yüreklendirildiler. 

Yaptıkları hesaba göre neoliberal yeni dünya sisteminde kürselleşme ve serbest piyasa, insan hakları, sınırsız özgürlüklere ulaşmak için (!) siyasal İslâmcılarla işbirliğine girdiler. İslâmcı siyasetin istedikleri gibi davranacağına, onu yönlendireceklerine kendilerini inandırdılar. Hepsi de eğitimli ve bilgili kişilerdi; elbette ki sözleri dinlenecek, yönlendirici ve belirleyici olacaklardı! 
Yanılgının hatta şaşkınlığın büyüklüğüne bakınız. 
Evet, yanıldılar ve ihanetlerini pervasız bir arsızlık ve küstahlıkla seslerini yükselterek topluma dayattılar. Ve bunları bile-isteye yaptılar...

Hem eğer İslâmcı siyaset eğer “yoldan çıkarsa” onları hizaya sokacak Batı emperyalizmi vardı. Batıya o kadar körü körüne bağlıydılar ki kendilerini en çok kullananın ABD ve AB olduğunu görmediler, göremediler. 
Bazıları da kendilerine çok tatlı gelen AB fonlarından, CIA’in yan kuruluşu RAND Corp.’tan gelen paralar yüzünden görmek istemedi!

Tüm bu etkenlerin yanı sıra gözlerini kör eden, akıllarını kilitleyen Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı da davranışlarında belirleyici oldu. Onlara göre Cumhuriyet’in ilanından hatta İstiklâl Harbi’nden sonra yapılan her şey yanlıştı. 
‘Tek parti’ yönetimi her türlü musibetin kaynağıydı. 
Her kötülük tek partili dönemin eseriydi! Memlekete hiçbir hayrı dokunmamıştı! 
CHP yerin dibine batırılmalıydı!

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 9 Haziran 2020

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right