Timur Selçuk’a veda...

 

Geçtiğimiz Cuma günü, Celâl Abi (Soycan) sayesinde keşfettiğim ve işlerimden fırsat buldukça haftada bir-iki defa giderek ‘müdavimi olduğum’, Sokak Kitabevi’nde köşedeki masama çekilmiş, dünyadan koparak okumaya-yazmaya başlamıştım.

Kitabevine her geldiğimde yaptığım gibi, evvela Celâl Abi’nin masasına gitmiştim ve sabah sohbetimizi yapmıştık.

Masama dönerek önümdeki ‘sert’ kahvemin ve lezzetli kurabiyemin harika eşliğinde bana tüm sıkıntılarımı unutturan yazı dünyamın içine iştiyakla girmiştim.

Bir ara telefonuma bir mesaj geldi. Çalışmamın kesintiye uğramasından hiç hoşlanmadığımdan ilgilenmedim. Fakat bir müddet sonra “Belki önemlidir” itkisiyle telefonu elime aldım.

Mesaj sevgili yeğenim Mert’ten (Özge) geliyordu. Ve evet, çok önemliydi kısa mesajı.

“Başımız sağolsun. Timur Selçuk’u kaybettik...”

***

Ne kadar şaşırdığımı, üzüldüğümü ve canımın yandığını tarif edemem. Başımı yazımdan kaldırdım ve Celâl Abi’nin tesadüfen ayakta olduğunu fark ettim.

“Abi, Timur Selçuk da gitmiş” dedim.

Az önce haber aldığını söyledi. Sonra, ayak üstü bu büyük müzisyenle ilgili birkaç güzel söz mırıldandık. Celâl Abi, bestelerinin değerinden bahsetti ve “Ayrılanlar İçin” şarkısının ne kadar güzel olduğunu söyledi...

Ve ben, acımı yok etmek mümkün olamayacağından, o an için erteledim. Yapabileceğim tek şeyi yaparak, bolca ‘sert’ kahve eşliğinde ‘yazıya kaçtım...’

***

Kişi, her şeyden kaçabilir ama kendisinden asla...  
O akşam eve gidince içimdeki acıyı tek başıma ve bildiğim gibi yaşadım...

***

Esasında bir müddettir, önümüzdeki günlerde çıkacak olan yeni kitabımın tatlı heyecanı ve telâşı içindeyim.   
Bu kitabın yayınlanmasını beklerken, boş durmadım ve ilkbaharda yayınlamayı planladığım sonraki kitabımın çalışmalarına da başladım. 
Her fırsatta kendi içime dönerek, ‘hummalı’ bir şekilde yazıyorum.

İşte yazmakta olduğum bu kitapta Timur Selçuk’a da yer vermeyi tasarlıyordum. Fakat onunla ilgili bölümü yazmayı sürekli erteliyordum ve sona bırakıyordum.

Hani tatlıyı yemeğin sonunda yersiniz, ağzınız tatlanır ya... 
Tam da onun gibi. 
Timur Selçuk’u yazmak benim için işte böyle bir lezzet ve keyifti... 
Öyle olacaktı... 
Öyle olmalıydı...

***

Hayatın insanlar için belirlediği ‘öngörülmezliklere’ karşı hiç kimsenin müdahale etme imkânı yok. Daima inandığım gibi: “Hayat hükmünü sürer...”

Kim derdi ki benim için bir yazı şöleni olacak Timur Selçuk yazısı böylesine bir kedere dönüşsün...

***

Okumakta olduğunuz yazıyı yazmak için 4 gün bekledim. Yüreğimdeki sızı elbette azalmayacaktı ama biraz dinginleşmeyi umuyordum. 
Yazıda elbette ki duygularım hâkim olacaktı ama bu durum, Timur Selçuk’u nesnel değerlendirmeme mani olmamalıydı.

***

Üniversite ve askerlik dahil 1982-89 yılları arasını sevgili, cânım şehrim Ankara’mda yaşadım. Bu yıllar, 16-23 yaşlarım dönemine tekabül eder.

Ankara ve Ankara yıllarımla ilgili daha evvel 2 makale yazmıştım; okuyanlar hatırlayacaktır: Ankara, beni ben yapan şehirdir. Üzerimdeki emeği çok çok büyüktür.

Timur Selçuk da, hiç haberi olmadan, bana emeği geçen kişilerin ilk sıralarında yer alır.

O nadide mücevher değerindeki edebiyatçı- şair-yazar, müzisyen, bilim adamı, çeşitli mesleklerden entelektüel kişiler, 16 yaşında kendilerine gelen çocuğu, eserleri ve üstün insani hasletleri vasıtasıyla eğiterek, yoğurup biçimlendirdiler ve 23 yaşında topluma dahil olmaya hazır hâle getirdiler...

Ona, “iyi” ne demek onu gösterdiler ve öğrettiler...Yüksek seviye ve kalitelerini onunla paylaşarak, standartlarını o genç yaşlarında belirlemesini sağladılar...

Ankara yıllarımda üzerimde hakkı ve emeği olanların, bana yaptıkları bu paha biçilmez değerdeki iyilikten haberleri yoktur. Ömrüm oldukça kendilerine olan gönül borcum hiç bitmeyecek...

Artık olgun yaşlarını süren o gencin, tüm hayatında “iyinin”, “kalitenin” ve “iyi insanın” izini sürmesi ve bundan asla taviz vermemesi işte o günlerden...

***

Timur Selçuk, muazzam müziği vasıtasıyla iyi müziği, müziğin ve sanatın insanın iç dünyasına kattığı inanılmaz değeri ve hayatında yarattığı mucizevi iyi etkileri bana gösteren adamdı.

O, sanatıyla kendisini yüceltip ölümsüzleştirirken, o genci de; iyiliğin, güzelliğin, kaliteninin ve seviyenin en üst boyutlarıyla tanıştırdı...

***

Bir insan hiç tanışmadığı, el bile sıkışmadığı bir kişiye kendisini borçlu hissedebilir mi? 
Cevabım kesinlikle “Evet”.

Ben pek çok kişiye böyle hissediyorum ve ölünceye kadar hissedeceğim.

Nasıl ki; Atatürk, Uğur Mumcu, Tarık Akan, Attila İlhan, Oramiral Özden Örnek, Mustafa Necati, Mahmut Esat (Bozkurt), Özdemir Asaf...

Ve onlarca “büyük” adam...  
Fiziken hiç tanışmasak da hayatıma anlam, bilgi, kültür, görgü ve aydınlık kattılarsa...  
Timur Selçuk da onlardan biriydi...

***

Kendimi çok şanslı addediyorum. Öğrenciyken bu eşsiz müzisyenin Ankara’daki 3 konserine giderek onu canlı dinledim, seyrettim.

Sahneye bembeyaz kostümüyle çıkan o zarafet nasıl unutulabilir...

Ve piyanosuyla muhteşem yorumladığı şarkıları...

“Ayrılanlar İçin”, “Beyaz Güvercin”, “Kızıma”, “Bugün, Yarın, Daima”, “İspanyol Meyhanesi”, “Gayya Kuyusu”, “Sen Nerdesin”, ”, “Çoban Çeşmesi”, “Caddeden Sokaklara”, “Rindlerin Akşamı”, Hâlet Rezaki’nin Şarkısı”, “Ekonomi Bilmecesi”, “Karantinalı Despina”, “Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın”, “Pireli Şarkı”, “Hürriyete Doğru”, “Güneşin Sofrasında”, “Memet”, “İhtiyarlar Balladı”, “Kadın Kadın”, "Endülüs’te Raks”, “Otomobil”, “Bağımsızlık Gülü”, “Nereye Payidar”...

Ve daha niceleri...

***

Şu an aklıma geldi: Canım evlâdım Arda küçükken, akşam onu uyutmak için muhakkak yatağının baş ucuna giderdim.  
Ya şiir okurdum ona, ya kendi çocuk kitaplarından bir şey. 

Bazen de şarkı söylerdim. En çok da, Timur Selçuk’un “Kızım” isimli şarkısını “Oğlum”a çevirerek... 
Ataol Behramoğlu’nun harika şiirini ne de güzel bestelemişti...

***

Timur Selçuk dünya çapında bir müzisyendir, müziği evrenseldir. Fevkalade müzik eğitimini müzik dehasıyla harmanlamış üst düzey bir sanatçıdır.

Müziğinin yüzyıllarca yaşayacağını söylemeyeceğim: Onun müziği sonsuzdur...

Eğer bizim gibi aydınını ve gerçek sanatçısını ‘öğüten’ bir memleket yerine, sanatçısını ‘el üstünde tutan’ başka bir memlekette olsaydı, müzik veriminin çok daha fazla olacağından eminim.

Sürekli siyasi baskı, mahkemelerde “süründürme” ve yetmez gibi entrika ve ayak oyunlarıyla boğuşurken bu kadar çok ve üstün eser yaratabilmesi, sadece onun dehasıyla mümkün olabilirdi...

***

Muhakkak söylemeliyim: Eğer kişinin doğuştan gelen bir yeteneği varsa ve de gerektiği kadar çalışırsa iyi bir müzisyen olabilir. Fakat her iyi müzisyen iyi insan olamaz.

Timur Selçuk, kişiliğiyle, dünya görüşüyle, ahlâkıyla, hayata ve insana bakışıyla salt iyi müzisyen değildi.

İyi bir insandı...

***

Timur Selçuk’un bu zamansız ve erken vedası olmasaydı yeni kitabımda onunla ilgili ne yazacağım kafamdaydı.  
Bu yazıda hiçbirini yazmadım. 
Ne müzik eğitimini ne kariyerini ne ailesini ne de hocalığını...  
Sadece onunla ilgili hissettiklerim...

Bu sebeple de yazı biraz kişisel oldu. Anlayışınıza sığınıyorum...

***

Timur Selçuk’un bende bıraktığı derin eksiklik hiç giderilemeyecek. Onun vedasıyla benim ilk gençlik yıllarımdan büyük bir parça da koptu, gitti...

Veda eden bu iyi adamlar, iyi kadınlar elbette ki eserleriyle, kişilikleriyle ve insanlıklarıyla hep benimle olacaklar.  
Fakat bu gidişlerde her defasında kendimi biraz daha eksilmiş, biraz daha yalnızlaşmış hissediyorum...

***

Timur Selçuk’u büyük sevgilerle, özlemlerle, saygılarla anıyorum...

***

Söylemem Gereken Son Bir Söz: Yazıyı gözümde yaşlarla tamamladım ve anılara dalarak 'Timur Selçuk şarkıları' dinlemeye başladım. 
Şarkıları seçerken kendisiyle 31 Ekim 2018 tarihinde yapılmış bir televizyon sohbetine rast geldim; internette bulabilirsiniz. 

Bir saat dört dakikalık bu programda onun nasıl rafine bir insan olduğunu bir defa daha gördüm, hissettim.

Sohbetin bir yerinde bütün hayatı boyunca “edep ve ölçü” sınırları içinde davrandığını söyledi. Ve akıl ile bilgiye vurgu yaptı.  
Lütfen, uzak-yakın çevrenize bakınız: Akıllı ve bilgili olup da ölçüyü kaçıran ve edepsizlik yapan bir tek kişi görüyor musunuz? 
Ya da tam tersi: Akılsız ve bilgisiz bir kişinin hiç edepli ve ölçülü davrandığını gördünüz mü? 
İsterseniz buna görgüyü de ilave edebilirsiniz.

Gerçek bilgeliğin ve kalitenin adamı olduğu için, iyi insan ve büyük adamdı Timur Selçuk...

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 12 Kasım 2020

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right