Rusya-Ukrayna dersleri ve Mersin



Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik olarak başlattığı savaştan almamız gereken çok önemli dersler var.  
Bugün sadece birini hatırlatacağım: Bu askerî harekât bize denizlerin ne kadar önemli olduğunu bir defa daha gösterdi. Aleni ya da kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmelerde ve bulunulan taleplerde Boğazlar, yani deniz ilk sıralarda. 

Neyse ki Türkiye’nin elinde “kapı gibi sağlam” Montrö Antlaşması var. Başta eşsiz Atatürk olmak üzere emeği geçenlere ve günümüzde Montrö'yü kahramanca savunanlara helâl olsun. Hepsini minnetle anıyorum.

***

Konuyu takip edenler için Rusya’nın bu harekâtı sürpriz olmadı. Zaten bu savaşın sebebi, ABD-NATO tarafından karadan çevrelenmeye çalışılan Rusya’nın, Karadeniz’den de çevrelenme çabaları değil mi? 
Yani jeopolitika. 
Yani deniz. 

***

Deniz gücü deyince bir ülkenin askerî, savunma, ticari, ekonomik, bilimsel, kültürel ve sosyal tüm deniz bileşenleri akla gelir.

Elbette ki deniz gücü oluşturmak asli olarak hükümetlerin işidir. Pekâlâ, bunun anlamı yerel yönetimlerin bu konuda faaliyette bulunmamaları mıdır?

Hiç şüphesiz, belediyeler de şehrin ve ülkenin deniz gücüne emsalsiz katkıda bulunabilir. Denizcileşme konusunda farkındalık yaratabilir ve bu amaca yönelik pek çok proje geliştirebilir. Esas olarak da halkta denizcilik bilincinin artmasına büyük katkıda bulunabilir. 

Bunu da Denizcilik Daire Başkanlığı eliyle yapar.

***

Gelişen ve değişen Türkiye ve dünya şartlarında denizcileşmenin önemi her geçen gün daha fazla anlaşılıyor. Gelecek denizlerde.

Mersin, Türkiye’nin denizcilik geleceğinde çok önemli bir yere sahip. Ankara’nın bu konularda gerekli çalışmaları başlattığına inanıyorum. İnanmak istiyorum.

Büyükşehir belediyesi de bu konuda kendisine düşeni yapmalı ve Denizcilik Daire Başkanlığı kurmalıdır.

Sadece Mersin’de değil, denizi olan tüm şehirlerimizde bu daire kurulmalıdır. Ortak çalışmalar yapılması hedeflenmelidir. Belediyelerin yapacağı bu çalışmalar, Türkiye’de denizciliğin gelişmesi konusundaki ivmeyi artıracak ve muazzam bir sinerji yaratacaktır.

***

Denizcileşme, Türkiye ve Mersin için bundan böyle bir tercih değil, bir gerekliliktir. 
Tartışmasız bir mecburiyettir.

Türkiye’yi ve dünyayı biraz takip eden, biraz tarih ve coğrafya bilen, jeopolitika ve jeostrateji kelimelerini bir defa duyan her sıradan vatandaş bu gerçeği görüyor.

***

Not: Değerli okur dostlarım, Mersin’in denizcileşmesi ve Denizcilik Daire Başkanlığı kurulması konusundaki fikrî takibime devam ediyorum.

Konuşma ve yazılarımla Mersinli hemşehrilerimden bir tekinde bile denizcileşme farkındalığı yarattıysam çok mutlu olurum ve kendimi başarılı sayarım. Biliyorum ki bu farkındalık ve bilinç dalga dalga yayılıyor, yayılmaya devam ediyor.

Daire başkanlığı kurulması ya da kurulmaması karar vericilerin işi. 
Ben, sonraki nesiller için şehrin tarihine, belleğine ve vicdanına not düşüyorum…

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 28 Şubat 2022

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right