Siyasetin ilke ve ahlâk sorunu

 

Muharrem İnce’ye kurulan kumpası, Türkiye’deki izanını ve vicdanını yitirmemiş milyonlarla birlikte, tiksintiyle karşılıyor ve lanetliyorum. 
Türk siyasetinin bu şekilde “dizayn edilmesine” şiddetle karşı çıkıyorum.   
Sağduyu sahibi herkesin bu ahlâksızlığı iç dünyalarında mahkûm etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

***

Bu dönemin artık sonlanması için Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanmasını arzu ediyorum. (Onunla mücadelemiz seçimi kazandıktan sonra elbette ki devam edecek.)

Kılıçdaroğlu’nun rakibi olan İnce’ye kampanya sürecinde yapılan saldırıların haksız ve orantısız olduğu kanaatini taşıyorum. İlaveten, Muharrem İnce’nin adaylıktan çekilmesinin bu kadar ağır saldırıların ve kumpasın ardından gerçekleşmesini içime sindiremiyorum. Eğer çekilecek idiyse bu kendi özgür iradesiyle olmalıydı. Bu tür bir ahlâksızlığa uğradıktan sonra değil.

Şu notu da ilave etmeliyim: Kimileri İnce’nin bu kumpastan dolayı, kimleri de oy oranının düşmesi ve çok düşük oy alma kaygısıyla adaylıktan çekildiğini düşünüyor. Gerekçeyi sadece İnce bilebilir. 
Fakat sebep her ne olursa olsun yapılan alçaklığı değiştirmez.

Bu görüşlerimin Muharrem İnce’ye duyduğum sempati ya da antipatiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu husus benim için her türlü mülahazadan bağımsız bir ilke meselesidir. 
(Samimiyetim gereği söylemeliyim ki genel manada İnce’nin tarzı ve yaklaşımları bana hiç uymuyor hatta itici geliyor.)

***

(Çok merak ediyorum İnce’ye her türlü saldırganlığı gösteren ve ona “ayar verme” yarışına giren, kıymeti kendilerinden menkul “büyük” gazeteciler bu yaşananlardan sonra nasıl tavır alacaklar! Yüzlerinin kızarmasını beklemek beyhude bir iyimserliktir!)

***

Atatürk’ün Çankaya’sında seçilecek sıradan Deva partisine mensup Sadullah Ergin’in aday gösterilmesi, İstiklâl Harbi’nin 9 Eylül 1922’de zaferle sonuçlanarak taçlandığı simge şehir cânım İzmir’de birinci sıradan “the Taraf” yazarının aday gösterilmesi, Mersin’de seçilecek üçüncü sıradan ve yine Babacan kontenjanından bir kişinin aday yapılması ve pek çok başka örnek CHP’li ve/veya Cumhuriyetçi seçmeni hem öfkelendirdi hem kırdı. 
Bu örneklere Davutoğlu’na verilen milletvekili kontenjanlarının yarattığı tepkiyi de ilave edebiliriz.

İşte böyle bir ortamda Mersin’de ve Türkiye’de kulaktan kulağa bir söylem yayıldı ve kendi çapında adeta bir kampanyaya dönüştü:

“Cumhurbaşkanlığında oylar Kılıçdaroğlu’na, milletvekilliğinde TİP’e…”

TİP’in 4 vekilinin özellikle son dönemde Meclis’te yaptıkları etkili ve ses getiren muhalefet bazı sol çevrelerde ve Cumhuriyetçi kesimde böyle bir sempati doğmasına yol açtı. 
Acaba TİP hakikaten bu teveccühü hak ediyor mu?

***

Hatırlayacaksınız, “sosyalist” TİP milletvekilleri Meclis’teki NATO oylamasına katılmadılar. Tarihe onurlu bir kayıt düşmek gibi bir anlama gelecek olmasına rağmen o oturuma katılarak “Hayır” oyu vermediler. 
Bu yaptıkları partinin genel başkanı Erkan Baş’a sorulduğunda, oylamadan haberleri olmadığını söyledi. Biraz daha sıkıştırılınca Meclis oylamasına yetişemediklerini söylemek gibi, kendisi açısından, fevkalade talihsiz sözler sarf etti. 
Lütfen aklınızda bulundurunuz; bu mazeretleri ileri süren kişi bir milletvekili ve bir partinin genel başkanıdır!

Türk solunu temsil ettiğini iddia edenlerin, ABD 6. filosunun askerlerini denize döken efsanevi gelenekten, NATO’yu zımnen kabul edecek duruma evrilmesi ne kadar da hazin…

TİP hatırlatmalarına partinin milletvekili Ahmet Şık’ın 2021 Haziran’ında bir internet sitesine verdiği ropörtajdaki sözleriyle devam edelim: 
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti katildir. Bu devleti yıkarak baştan kurmak gerek.”

Yine hatırlayacaksınız, Erkan Baş geçtiğimiz Nisan ayında şu demeci verdi:  
“Saray rejimine karşı mücadele, bütünlüklü bir özgürlük mücadelesidir… Bunu henüz başaramamış olmanın yükü omuzlarımızdayken hukuksuz biçimde tutsak edilmiş yoldaşlarımızla herhangi bir tartışmaya girmek siyasal kültürümüze ve anlayışımıza aykırıdır…”

Baş’ın “tutsak edilen yoldaşı” Selahattin Demirtaş, tartışmaya girmek istemediği yoldaşları ise HDP’lilerdir.

Şu sözlerse partinin milletvekili ve sözcüsü olan Sera Kadıgil’e ait:  
“İddialı olduğumuz il sayısı 6 ya da 7. TİP, HDP’nin güçlü olduğu illerde pusulada olmayacak, Yeşil Sol Parti’ye destek verecek. Biz öyle illerde olacağız ki seçmen TİP’e oy verse de zaten HDP’ye zararı olmayacak…”

Demek ki neymiş, “seçmen TİP’e oy verse de zaten HDP’ye zararı olmayacakmış.”

Hatırlatmak istediğim son örnek Erkan Baş’ın Muharrem İnce’ye yaptığı çağrıdır. Cem Tv’de çıktığı programdaki sözlerini kulaklarımla işittim. Baş, Muharrem İnce’nin adaylıktan çekilmesi hâlinde kendisinin de milletvekilliği adaylığında çekileceğini söyledi. 
Ve… İnce adaylıktan çekilir çekilmez gözler Erkan Baş’a döndü. 
TİP, fevkalade ciddi ve ilkeli (!) bir parti olarak “yetkili kurullarını topladı!"
Sonucu hepiniz biliyorsunuz. 
Erkan Baş heyecanlı ve toy bir üniversite öğrencisi edasıyla ettiği sözleri bir güzel yuttu. Yetmez gibi partisini toplantıya çağırıp buna alet ederek ne kadar tutarlı ve ilkeli bir politikacı olduğunu herkese gösterdi! 
İşin hoş tarafı TİP de Baş'ın ilkeli duruşunu benimsediğini göstermiş oldu!

(1965-69 yıllarının kuşaklar boyunca anlatılan efsane TİP'inden bugünkü TİP'e...)

***

Cumhuriyetçiierin ve Cumhuriyet’le sorunu olmayan sol seçmenlerin, hiç değilse bir kısmının, son gelişmelerden sonra kafasının karışık olduğunu ve rahatsızlık hissettiğini düşünüyorum.

CHP’nin, milletvekili aday listeleri bir kısım seçmeninin kalbini kırdı. Daha da fenası öfke ve kırgınlık yaşamalarına yol açtı. Bu seçmen grubu yapılan hatalar sebebiyle “durduk yerde” kararsız duruma geçiverdi. Bu oylar gidecek mecra arıyor.

Bu tanıma uyan seçmen ya kırgınlık ve küskünlüğüne rağmen CHP’yi tercih edecek, ya az evvel okuduğunuz “slogana” uygun olarak TİP’e yönelecek ya da adaylıktan çekilme gerekçesine bakmaksızın yapılanlara tepki olarak Memleket Partisi’nden yana tercihini kullanacak.

Elbette ki oy verirken herkes kendi aklı, mantığı ve vicdanıyla baş başa kalarak sandığa gidecek.

Seçimler sevgili ülkemize, aziz vatanımıza şimdiden hayırlı olsun. Çıkacak sonucun milletimize huzur, sonsuz mutluluklar ve esenlikler getirmesini bütün yüreğimle diliyorum.

 



 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 12 Mayıs 2023

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right