Türk Tarımı
Tarım, bir ülke için vazgeçilmesi mümkün olmayan stratejik bir üretim alanıdır. Bir ülkenin bağımsızlığı için millî savunması, sınırlarının güvenliği, ordusu, merkez bankası ne kadar vazgeçilmezse tarımı da en az o kadar vazgeçilmezdir.
İnsanlar pek çok şeyden mahrum kalarak ya da fedakârlık ederek yaşayabilirler. Fakat bir insanın hayatını idame ettirmesinin olmazsa olması beslenmesidir. Beslenme olmazsa hayat durur.
İşte, tarım, en basit tanımıyla bir devletin yurttaşlarını besleyerek hayatta tutmasının yegâne aracıdır.
Tarımsal üretim bu sebeple elzemdir, olmazsa olmazdır.
***
Ülkemizin içinde bulunduğu iklim kuşağı, coğrafyamız ve verimli topraklarımız Allah’ın bize bir lütfudur. Ülkemizde her türlü tarımsal ürün yetişebilmektedir. Bir zamanlar tarımsal üretim ve beslenme konusunda dünya üzerinde kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biriydik; hatırladınız mı?
Pekâlâ ne oldu bize de ürettiğimiz tüm ürünleri ithal eder hâle geldik?
Beslenmek için dışarıya ne kadar bağımlı olduk, farkında mısınız?
Eğer bu durumu ekonomik mülahazalarla izah etmeye kalkarsanız yanılırsınız. İthal edilen ürünlerin yurt içindeki üretimden daha ekonomik olduğunu söylediğinizde ve böyle davrandığınızda davayı kaybetmişsiniz demektir.
Hadi diyelim ki ithal mallar daha ucuz, pek öyle değil ama öyle varsayalım, parayı bastırıp alıyorsunuz. Ülkedeki üretimi de uyguladığınız tarım politikaları ile yok ettiniz. Paranız var ya, hem ucuza alıyorsunuz hem de üretimle uğraşmıyorsunuz.
Peki diyelim ki gelecekte herhangi bir sebepten, mesela dünyadaki yiyecek kıtlığından, doğal bir afetten ya da bir savaş sebebiyle muhataplarınız size tarım ürünü satmadı.
Ne yapacaksınız, halkınızı nasıl doyuracaksınız?
***
Unutulmaması gereken çok önemli bir husus da şudur: Ülkenizde yapılan tarımsal üretimi her açıdan kontrol edebilirsiniz. Ya ithal ettiklerinizi?
Artık çok iyi biliniyor ki dünyanın gelişmiş pek çok ülkesi Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) adıyla bilinen yöntemle tarımsal üretim yapıyor. Bu doğaya aykırı işi sadece daha çok para kazanmak için yapıyorlar. Ortaya güya normal bir ürün çıkıyor ama bu ürünler genetik açıdan tam bir ucube, bir garabet.
Bu tür ürünleri tüketmenin saymakla bitmeyecek zararları var. Üstelik tam bir kesinlikle bunların sağlığa zararlı oldukları kanıtlanmış vaziyette.
Ülkemize bu tür üretim yapan ülkelerden çok büyük miktarda GDO’lu ürün girmektedir. Çocuklarımızı ve yeni nesilleri maalesef bu zehirlerle besliyoruz.
Oysa kendi çiftçimiz normal şekilde üretimini yapsa her açıdan çok daha uygun olmaz mı?
***
İstisnasız dünyanın tüm gelişmiş ülkeleri çiftçisini ve tarımı desteklemektedir. Çiftçiyi bir yük, tarımı da ekonomiye zarar veren bir sektör olarak görmemektedirler. Tüm ekonomik mülahazalardan bağımsız olarak tarımı stratejik bir sektör olarak görmekte ve titizlikle korumaktadırlar.
Yapılması gereken de budur zaten.
Ülkemizde tarımsal üretim çok gerilemiştir. Türk çiftçisi imkân verildiğinde dünyanın en iyi ürününü üretme kabiliyet ve potansiyeline sahiptir. Fakat amaca uygun tarım politikaları ile yeteri kadar desteklenmediğinden yaptığı üretimden zarar ediyor ve tarımı terk ediyor.
Bu inanılmaz ölçüde tehlikeli bir gidiştir.
Tarım Bakanlığı çok çok ileriyi düşünerek ve dış kaynaklı muhtemel olumsuzlukları göz önüne alarak gecikmeksizin tarım politikalarını yeniden yapılandırmalıdır. Gözetilecek temel ilke çiftçinin desteklenmesi, üretimin planlanması ve üretimin artırılmasıdır.
Devletler hazırlanan bütçeler çerçevesinde yatırım ve harcama yapılarak yönetilir. Tarımı desteklemek için gerekirse diğer bütçe kalemlerinden taviz verilerek tarıma kaynak aktarılmalıdır.
Lütfen unutmayalım: Türk tarımı asla kaderine terk edilmemelidir. Tarımın en üst seviyede stratejik bir alan olduğu asla hatırlardan çıkarılmamalıdır.
Devlet; tarımı gözetmeli, korumalı ve en yüksek desteği sağlamalıdır.






Yorumlar
Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın